oluştur

listen to the pronunciation of oluştur
التركية - الإنجليزية
(Bilgisayar) create a
(Bilgisayar) mount
(Bilgisayar) compose

The committee was composed entirely of young teachers. - Komite tamamen genç öğretmenlerden oluşturuldu.

How many chemical elements compose water? - Kaç tane kimyasal element, suyu oluşturur?

(Bilgisayar) build

They formed a project to build a new school building. - Onlar yeni bir okul binası inşa etmek için bir proje oluşturdu.

The information presented in Kelly's paper on color coordination is seen to be of use in building up an alternative theory. - Renk koordinasyonu ile ilgili Kelly'nin raporunda sunulan bilginin alternatif bir teori oluşturmada faydalı olacağı anlaşilmaktadır.

(Bilgisayar) create

They voted to create a committee. - Bir komite oluşturmak için oylama yaptılar.

If I create an example, will you correct it for me? - Ben bir örnek oluşturursam, onu benim için düzeltir misin?

{f} composing
constitute

These things constitute a balanced meal. - Bu şeyler dengeli bir öğün oluşturur.

Twelve musicians constitute the society. - On iki müzisyen bir topluluk oluşturdu.

{f} form

The two friends have formed a deep bond of friendship. - İki arkadaş derin bir arkadaşlık bağı oluşturdular.

You should try to form the habit of using your dictionaries. - Sözlüklerini kullanma alışkanlığı oluşturmaya gayret etmelisin.

built up
build up
comprise
generate

An electric current can generate magnetism. - Elektrik akımı manyetizma oluşturabilir.

With this module you can make the Enter key generate an event. - Bu modül ile Enter tuşunun bir olay oluşturmasını sağlayabilirsiniz.

olay oluştur
(Bilgisayar) generate event
olay oluştur
(Bilgisayar) build event
ol
be
ol
became
ol
are
ol
is
ol
was
ol
were
disket oluştur
(Bilgisayar) create disk
etiket oluştur
(Bilgisayar) create labels
kural oluştur
(Bilgisayar) create rule
ol
for
sınıf oluştur
(Bilgisayar) create class
tablo oluştur
(Bilgisayar) create table
yedek oluştur
(Bilgisayar) create backup
ol
come about
ol
grew into
ol
been of
ol
be of
ol
been
ol
become
ol
to be
ol
{f} happening
ol
am
ol
being
ol
happen
ol
grow into
ol
{f} becoming
dizin oluştur
(Bilgisayar) create an index
eklenti oluştur
(Bilgisayar) make add-in
inşaat mühendisliği destek planı grubu; inşaat mühendisliği destek planı oluştur
(Askeri) civil engineering support plan group; civil engineering support planning generator
istek oluştur
(Bilgisayar) create request
kapsam oluştur
(Bilgisayar) create scope
klip oluştur
(Bilgisayar) create clips
nesne oluştur
(Bilgisayar) create object
ol
that; those
ol
archaic
ol
he; she; it
ol
befall
ol
betide
ol
olive
ol
befallen
ol
befell
plan oluştur
(Bilgisayar) create a plan
sorgu oluştur
(Bilgisayar) create query
zarf oluştur
(Bilgisayar) create envelope
الإنجليزية - الإنجليزية

تعريف oluştur في الإنجليزية الإنجليزية القاموس.

OL
my wife, my girlfriend, my mother (Internet abbreviation)
ol
Oliver's List of Newton Easter Eggs http: //www geocities com/SiliconValley/Bay/4931/index html
ol
Ordered List The Ordered List element represents a list of items sorted by sequence or order of importance Typical remdering is a numbered list of items
ol
OFFICE LIGHT DISTRICT
ol
on the label
ol
{ font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 10pt; margin-top: auto; margin-bottom: auto; color: #000000} The OL tag style creates a default look for an orderedlist in the HTML file item one item two
ol
A suffix denoting that the substance in the name of which it appears belongs to the series of alcohols or hydroxyl derivatives, as carbinol, glycerol, etc
ol
Operating loans, farm
ol
Overall Length
ol
orienting line
التركية - التركية

تعريف oluştur في التركية التركية القاموس.

OL
(Hukuk) O
ol
O gösterme sıfatı
ol
O gösterme sıfatı: "Dedi gördüm ol habibin aneasın"- Süleyman Çelebi. O gösterme zamiri
الإنجليزية - التركية

تعريف oluştur في الإنجليزية التركية القاموس.

OL
(Askeri) çalıştırma mahalli (operating location)