Both of us are from Boston.
- İkimiz de Bostonluyuz.
I guess both of us don't really speak French all that well.
- Sanırım her ikimiz de gerçekten o kadar iyi Fransızca konuşmuyoruz.
The two of us are finally alone.
- İkimiz nihayet yalnızız.
I'd like to float in a boat on the lake, just the two of us.
- Gölde kayıkla dolaşalım isterdim, sadece ikimiz.
I just want you and me to be happy.
- Sadece ikimizin mutlu olmasını istiyorum.
I want for you and me to be happy.
- İkimizin mutlu olmasını istiyorum.
I saw a movie for the first time in two years.
- İki yılda ilk kez bir film izledim.
Sam is two years younger than Tom.
- Sam Tom'dan iki yaş küçük.
The orthodontist told him he'd need braces for at least two years.
- Ortodontist ona en az iki yıl süreyle pantolon askısına ihtiyacı olacağını söyledi.
Your words split my heart in twain.
- Sözleriniz kalbimi ikiye böldü.
The number 2015 is represented as 11111011111 in binary.
- 2015 numarası ikili olarak 11111011111 olarak gösterilir.
You two make a nice couple.
- Siz ikiniz çok güzel bir çiftsiniz.
We had a couple glasses of wine.
- İki bardak şarabımız vardı.
Only in love are unity and duality not in conflict.
- Birlik ve ikilik yalnızca aşkta çatışma içinde değildir.
I spent a couple of months in Boston.
- Boston'da iki ay geçirdim.
See you in a couple of minutes.
- İki dakika içinde görüşürüz.
Either of the two must go.
- İkisinden biri gitmeli.
Either way will lead you to the station.
- Her iki yol da seni istasyona götürecektir.
Both of my parents were brought up in the country.
- Ebeveynlerimin her ikisi de ülkede yetiştirildiler.
Both of the brothers are dead.
- Kardeşlerin ikisi de öldü.
Tell me which of the two cameras is the better one.
- İki kameradan hangisinin daha iyi olduğunu bana söyle.
Instead, I will turn to a discussion of the two economic variables I defined a moment ago.
- Onun yerine az önce tanımladığım iki ekonomik değişkenin tartışmasına döneceğim.
Tom and Mary are a musical duo.
- Tom ve Mary müzikal bir ikilidir.
Half of his class can write with both hands; they're ambidextrous.
- Sınıfının yarısı iki eliyle de yazabilir; onlar çok yönlüdür.
Tom and Mary are both really ambitious, aren't they?
- Tom ve Mary'nin ikisi de gerçekten hırslı, değil mi?
The number of employees doubled in ten years.
- Çalışan sayısı on yıl içinde iki katına çıktı.
The only room available is a double.
- Mevcut tek oda iki kişiliktir.