Hasarlı saygınlığını onarmayı denedim.
- I tried to repair his damaged prestige.
Hasarlı bagaj için hiç tazminat aldın mı?
- Did you receive any compensation for the damaged luggage?
Tom'un yaralı olduğunu anlıyorum.
- I understand that Tom is hurt.
Tom yaralı tek kişiydi.
- Tom was the only one hurt.
Çatı fırtınadan zarar görmüştü.
- The roof was damaged by the storm.
Zarar görmüş itibarını tamir etmeye çalıştım.
- I tried to repair his damaged prestige.
Sami, Leyla'nın itibarına hasar verdi.
- Sami damaged Layla's reputation.
Elektrik kesintileri bilgisayara hasar verdi.
- The power cuts damaged the computer.
Kaza, arabasının ön tekerlerine zarar verdi.
- The accident damaged her car's front wheels.
Bu skandal, şirketimizin kamuoyundaki imajına ciddi olarak zarar verdi.
- This scandal has severely damaged the public image of our company.