görüntüle

listen to the pronunciation of görüntüle
التركية - الإنجليزية
view

I love the scenery viewable from the Shinkansen. - Ben Shinkansen'den görüntülenebilir manzarayı seviyorum.

The view of the Earth from the Moon is one of the iconic images of the 20th century. - Dünyanın Ay'dan görünümü, 20. yüzyılın simgesel görüntülerinden biridir.

(Bilgisayar) display the
(Bilgisayar) display

Those books were on display in the window. - Şu kitaplar ekranda görüntülendi.

This web page can't be displayed. - Bu web sayfası görüntülenemiyor.

formu görüntüle
(Bilgisayar) display form
görüntülemek
view
profil görüntüle
(Bilgisayar) view profile
access formunu görüntüle
(Bilgisayar) view access form
access raporunu görüntüle
(Bilgisayar) view access report
bit eşlem görüntüle
(Bilgisayar) display bitmap
cetvel görüntüle
(Bilgisayar) view ruler
clip art görüntüle
(Bilgisayar) view clip art
durdur ve görüntüle
(Bilgisayar) stop and view
görüntülemek
scan
görüntülemek
monitorize
görüntülemek
to display
görüntülemek
to render in visual images; to film; to televise
imza görüntüle
(Bilgisayar) view signature
içerik görüntüle
(Bilgisayar) viewcontext
nesne görüntüle
(Bilgisayar) view objects
nesne görüntüle
(Bilgisayar) view object
rapor görüntüle
(Bilgisayar) view reports
simge olarak görüntüle
(Bilgisayar) display as icon
sorgu görüntüle
(Bilgisayar) view queries
tablo görüntüle
(Bilgisayar) view tables
yönetici görüntüle
(Bilgisayar) view manager
özet görüntüle
(Bilgisayar) view summary
التركية - التركية

تعريف görüntüle في التركية التركية القاموس.

görüntülemek
Belirli bir konuyu buna en yakın görüntüler içinde tasarlamak, yaratmak, gerçekleştirmek
görüntüle
المفضلات