gâvur

listen to the pronunciation of gâvur
التركية - التركية
(sıfat, mecaz) Merhametsiz, acımasız, inatçı: "Gâvur bana bir at parası vermeden kalkıp gidecek mi?"- M. Ş. Esendal
Dinsiz kimse
Müslüman olmayan kimse
Dinsiz kimse
Merhametsiz, acımasız, inatçı: "Gâvur bana bir at parası vermeden kalkıp gidecek mi?"- M. Ş. Esendal
Müslüman olmayan kimse
(Osmanlı Dönemi) Kâfir. Merhametsiz, inatçı
Merhametsiz, acımasız, inatçı
(Osmanlı Dönemi) kâfir
gavur eziyeti
Bile bile verilen zahmet, eziyetli iş
gavur icadı
Batı yapısı teknik eşyaya eskiden tutucu çevrelerin verdiği ad
gavur inadı
Yumuşatılamayan, yok edilemeyen inat
gavur olmak
Boşuna harcanmak
gavur olmak
Hristiyan olmak
gâvur etmek
Boşuna harcamak, yerinde harcamamış olmak, işe yaramaz duruma getirmek