faal

listen to the pronunciation of faal
التركية - الإنجليزية
{s} active

He became active in the Republican Party. - Cumhuriyetçi Parti'de faaliyet gösterdi.

Fadil is active on Facebook. - Fadıl, Facebook'ta faaldir.

strenuous
active, industrious, busy
energetic
spry
(Hukuk) vigorous
full of action
active; industrious; busy; in working condition
operative
on the go

Tom is always on the go. - Tom her zaman faaliyette.

busy

Tom quickly got busy. - Tom çabucak faaliyet gösterdi.

up and doing
rousing
(Askeri) look
rouse
go
brisk
agile
{i} activating
militant
dashing
dynamic
living
faal görev
(Askeri) active service
faal nüfus
(Ticaret) labor force
faal nüfus
(Ticaret) labour force
faal üye
active member
Faal Unsur; uçak komutanı; alternatif akım
(Askeri) Active Component; aircraft commander; alternating current
faal / etkin
(Hukuk) active
faal değil
Out of service
faal durumda
in operation
faal görev birliği teşhis kodu
(Askeri) active duty unit identification code
faal görev; ileri konuşlanabilirlik; hava savunma; otomatik dağıtım; öncelikli i
(Askeri) active duty; advanced deployability; air defense; automatic distribution; priority add-on
faal üye active member
(of a society)
Askeri Komite (NATO); askeri topluluk; görev yapabilir, faal
(Askeri) Military Committee (NATO); military community; missioncapable
gayri faal nüfus
(Ticaret) non-active population
terminal kontrol sahası; en yakın yaklaşma zamanı; geleneksel Başkomutanlık faal
(Askeri) terminal control area; time of closest approach; traditional CINC activity
التركية - التركية
(Osmanlı Dönemi) Balta sapı
(Osmanlı Dönemi) Kerem
(Hukuk) Çalışkan; işleyen; çalışan; hareketli
Çok çalışan, çalışkan, canlı, hareketli, aktif
Etkin
İşler durumda olan
Çok çalışan, çalışkan, canlı, hareketli, aktif: "Medeni milletlerarasında faal bir unsur olabileceğimizi ispat etmemiz lazımdır."- F. R. Atay. İşler durumda olan
faal
المفضلات