Tom azimli bir adamdır.
- Tom is a determined man.
Tom azimli ve çalışkan.
- Tom is determined and hard-working.
Uzaklığı belirlemek zor.
- It is hard to determine the distance.
Onun kökenini belirlemek için orta çağlara geri gitmeliyiz.
- To determine its origin, we must go back to the middle ages.
Tom Mary'i öldürmeye kararlıydı.
- Tom was determined to kill Mary.
Tom Mary'i öpmeye kararlıydı.
- Tom was determined to kiss Mary.
Halı fiyatı üç etken tarafından belirlenir.
- The price of the carpet is determined by three factors.
Avukat eylemin rotasını belirledi.
- The lawyer determined his course of action.
Önce ne yapılacağına karar vermeliyiz.
- We should determine what is to be done first.
Kişinin yaşam tarzı, büyük ölçüde para ile belirlenir.
- One's lifestyle is largely determined by money.
Bu tablonun değerini belirlemek isterim.
- I'd like to determine the value of this painting.
Yatmadan önce bu bulmacayı çözmeye karar verdim.
- I'm determined to solve this puzzle before I go to bed.
Bir kralın kızı olarak düşünülen ve büyük lüks içinde yetiştirilen Eleanor kocasıyla bu tersliği paylaşmaya karar verdi.
- Eleanor though the daughter of a king and brought up in the greatest luxury determined to share misfortune with her husband.
Bir kralın kızı olarak düşünülen ve büyük lüks içinde yetiştirilen Eleanor kocasıyla bu tersliği paylaşmaya karar verdi.
- Eleanor though the daughter of a king and brought up in the greatest luxury determined to share misfortune with her husband.
Yatmadan önce bu bulmacayı çözmeye karar verdim.
- I'm determined to solve this puzzle before I go to bed.