döne

listen to the pronunciation of döne
التركية - الإنجليزية
period in

That was a difficult period in American history. - Bu, Amerikan tarihinde zor bir dönemdi.

döne döne düşme
(uçak) tailspin
döne döne gitmek
gyrate
döne döne gitmek
swirl
döne döne yükselmek
wreathe
döne döne çıkma
spire
dön
{f} turn

I order you to turn right. - Sana sağa dönmeni emrediyorum

The leaves of the trees turn yellow in fall. - Ağaçların yaprakları sonbaharda sarıya döner.

dön
(Bilgisayar) transform

Caterpillars transform into butterflies while they're in a cocoon. - Tırtıllar koza içerisindeyken kelebeğe dönüşür.

This differential equation can be easily solved by Laplace transform. - Bu diferansiyel denklemler Laplace dönüşümüyle kolayca çözülebilir.

dön
wheel

Who were you with on the Ferris wheel? - Dönme dolapta kimle birlikteydin?

Do you know who invented the Ferris wheel? - Dönme dolabı kimin icat ettiğini biliyor musun?

dön
{f} veering

I saw his car veering to the right. - Onun arabasının sağa doğru döndüğünü gördüm.

dön
back down

Tom isn't going to back down. - Tom sözünden dönmeyecek.

Tom can't back down now. - Tom şimdi sözünden dönemez.

dön
{f} twirl
dön
veer

I saw his car veering to the right. - Onun arabasının sağa doğru döndüğünü gördüm.

dön
{f} rotating

There is a rotating restaurant at the top of this tower. - Bu kulenin tepesinde döner restoran var.

The Earth is rotating from West to East. - Dünya batı'dan doğuya doğru dönüyor.

dön
return to

I'll return to get my handbag. - Ben el çantamı almak için geri döneceğim.

In order to return to our era, what should we do? - Çağımıza geri dönmek için ne yapmalıyız?

dön
revert
dön
sheer
dön
return

When will you return? - Ne zaman geri döneceksin?

After a long absence, he returned home. - Uzun bir yokluktan sonra eve geri döndü.

التركية - التركية
Karşı ziyarette bulunma
Erzurum yöresine özgü bir halk oyunu
döne döne
Dönerek, çevrilerek