cüz

listen to the pronunciation of cüz
التركية - التركية
(Osmanlı Dönemi) Kur'ân-ı Kerim'in otuzda bir parçası
(Osmanlı Dönemi) Küllün mukabili
(Hukuk) Parça, kısım
(Osmanlı Dönemi) Kanaat. İktifâ eylemek
(Osmanlı Dönemi) Kısım, parça. Bir şeyin bir parçası
(Osmanlı Dönemi) Kız evlâdı
(Osmanlı Dönemi) Düğümü sağlam yapmak. Bir şeyi pekiştirip muhkem kılmak
(Osmanlı Dönemi) Kitab forması
Kur'an'ın bölünmüş olduğu otuz parçadan her biri
Bir bütünü oluşturan bölümlerden her biri
Fasikül
(Osmanlı Dönemi) kısım,. parça, kitabın forması; küllün karşılığı, Kur'ân'ın otuzda bir parçası
Kuran'ın bölünmüş olduğu otuz kısımdan her biri
Kur'an'ın bölünmüş olduğu otuz parçadan her biri: "İlk defa olarak gördüğüm bir amme cüzünden bir şeyler okudu."- S. F. Abasıyanık
Basılı eserlerin ayrı bir kapak içinde satışa çıkarılan bir veya birkaç formalık bölümü, fasikül
CÜZ'İ
(Osmanlı Dönemi) Azdan olan. Parçaya âit olan. Biraz. Pek az. Kıymetsiz. Mühim olmayan. Esasa ait olmayan. Cüz'e âit olan. Külli olmayan
CÜZ'İYYAT
(Osmanlı Dönemi) Cüz'î olan şeyler. Ufak tefek şeyler. Mânası düşünüldüğünde zihinde ortaklık kabul etmeyen şeyler. Mânası başka şeylere şâmil olmayanlar
CÜZ'İYYET
(Osmanlı Dönemi) Azlık, cüz'î olu
cüz'i
Tikel
cüz'i
Az, azıcık, pek az
cüz'i
(Osmanlı Dönemi) azdan olan, parçaya âit olan, pek az, kıymetsiz
cüz'iyet
(Osmanlı Dönemi) cüz'i oluş, azlık, küçüklük, parça oluş, basitlik
cüz'iyât
(Osmanlı Dönemi) cüz'î olan şeyler, ufak tefek şeyler
mütemmim cüz
(Kanun) Mahalli örfe göre bir şeyin esaslı bir unsurunu teşkil eden, o şey telef veya tahrip yahut tağyir edilmedikçe ondan ayrılması kabil olmayan cüzileridir
cüz
المفضلات