They were never to see each other again.
- Onlar asla birbirlerini tekrar görmeyeceklerdi.
They tried to make each other look foolish.
- Onlar birbirlerini aptal göstermeye çalıştılar.
The three hyenas sat in a circle, reasoning with one another.
- Üç sırtlan birbirlerini ikna etmeye çalışarak bir daire içinde oturdu.
People should love one another.
- İnsanlar birbirlerini sevmeliler.
We should try to understand one another.
- Biz birbirimizi anlamaya çalışmalıyız.
Alan Tate and I looked at one another for a while.
- Alan Tate ve ben bir süre birbirimize baktık.
These two lines cut across each other at right angles.
- Bu iki çizgi birbirini dik açıyla kesmektedir.
We don't know each other.
- Biz birbirimizi tanımıyoruz.
Tatoeba is really multilingual. All the languages are interconnected.
- Tatoeba gerçekten çok dilli. Bütün diller birbirine bağlıdır.
Everything is interconnected.
- Her şey birbirine bağlıdır.