bir hayli

listen to the pronunciation of bir hayli
التركية - الإنجليزية
many

We have many members. - Bir hayli üyemiz var.

A grasshopper and many ants lived in a field. - Bir çekirge ve bir hayli karınca bir tarlada yaşadı.

a good deal, a great deal, notably
numerous
a great deal

There is a great deal of traffic on this road. - Bu yolda bir hayli trafik var.

I admire Tom a great deal. - Tom'a bir hayli hayranım.

highly

I'm highly impressed. - Ben bir hayli etkilendim.

I know you think highly of her. - Onu bir hayli düşündüğünü biliyorum.

notably
by far
pretty
far
quite a few

I have met quite a few people in America.

Quite a few students are absent today. - Bir hayli öğrenci bugün yok.

He received quite a few letters this morning. - O, bu sabah bir hayli mektup aldı.

a fair sum
deal

He displayed a great deal of patience. - O bir hayli sabır gösterdi.

There is a great deal of traffic on this road. - Bu yolda bir hayli trafik var.

some

It's way too crowded in here. Let's go somewhere else. - Burası bir hayli kalabalık. Haydi başka bir yere gidelim.

التركية - التركية
Oldukça
Epey, çok, hayli