ausgestorben

listen to the pronunciation of ausgestorben
ألمانية - التركية
tükenmiş
sönmüş
soyu tükenmiş
nesli tükenmiş
الإنجليزية - التركية

تعريف ausgestorben في الإنجليزية التركية القاموس.

extinct
{s} soyu tükenmiş

Tüplü dalgıçlar suyun altında altın paralar, antik kalıntılar, soyu tükenmiş hayvanların kalıntıları dahil birçok ilginç şeyler buldu. - Scuba divers have found many interesting things under water including gold coins, ancient ruins, and fossils of extinct animals.

Bu tür kelebeklerin artık soyu tükenmiş bulunmaktadır. - Butterflies of this species are now extinct.

extinct
extinct volcano sönmüş yanardağ
extinct
(hayvan/vb.) nesli tükenmiş
extinct
doğada tükenmiş
extinct
soyu tüke

İnsan ırkı bile bir gün soyu tükenmiş olacak. - Even the human race will become extinct one day.

Tüplü dalgıçlar suyun altında altın paralar, antik kalıntılar, soyu tükenmiş hayvanların kalıntıları dahil birçok ilginç şeyler buldu. - Scuba divers have found many interesting things under water including gold coins, ancient ruins, and fossils of extinct animals.

become extinct
Nesli tükenmek, soyu tükenmek
become extinct
Soyu tükenmek
declined
reddedildi

Tom'un teklifi reddedildi. - Tom's offer was declined.

Ben kişisel nedenler için reddedildim. - I declined for personal reasons.

extinct
{s} sönük

Sönük volkanlar muhtemelen tekrar püskürmeyecek. - Extinct volcanoes will likely never erupt again.

extinct
battal
extinct
{s} varisi olmayan
extinct
sönmüş/soyu tükenmiş
extinct
{s} tükenmiş

Dodo, soyu çoktan tükenmiş bir türdür. - The dodo is an already extinct species.

Tüplü dalgıçlar suyun altında altın paralar, antik kalıntılar, soyu tükenmiş hayvanların kalıntıları dahil birçok ilginç şeyler buldu. - Scuba divers have found many interesting things under water including gold coins, ancient ruins, and fossils of extinct animals.

extinct
{s} yok olmuş
extinct
kaldırılmış yok edilmiş
extinct
{s} sönmüş
extinct
{s} nesli tükenmiş
extinct
(Tıp) Soyu tükenmiş, ortadan kalkmış
extinct
extinct animal nesli tükenmiş hayvan
ألمانية - الإنجليزية
extinct
declined
become extinct
died out

Dinosaurs died out a very long time ago. - Die Dinosaurier sind vor langer Zeit ausgestorben.

suffered extinction
forlorn (empty and sad)
Salomonentaube (wahrscheinlich ausgestorben)
Choiseul pigeon (probably extinct)
Salomonentaube (wahrscheinlich ausgestorben)
Solomon Islands crowned-pigeon
Salomonentaube (wahrscheinlich ausgestorben)
Solomons crested pigeon
nicht ausgestorben
unextinct