The dog tagged along after his master.
- Köpek sahibinin arkasından gitti.
We entered the room after him.
- Biz onun arkasından odaya girdik.
Tom went into the room and slammed the door behind him.
- Tom odaya girdi ve arkasından kapıyı çarptı.
Don't say such a thing behind her back.
- Onun arkasından böyle bir şey söyleme!
There is a church at the back of my house.
- Evimin arkasında bir kilise var.
I am told he has a broad back.
- Bana onun geniş bir arkası olduğu söylendi.
Tom noticed a police car in the rear-view mirror.
- Tom arka dikiz aynasında bir polis arabası fark etti.
Please move to the rear of the bus.
- Lütfen otobüsün arkasına doğru ilerleyin.
Your right taillight is busted.
- Sağ arka lamban patlamış.
The tail at the rear of the plane provides stability.
- Uçağın arkasındaki kuyruk denge sağlar.
The garden is behind the house.
- Bahçe evin arkasında.
My cat purrs when I scratch behind his ears.
- Kulağının arkasını kaşıdığımda,kedim mırıldanır.
Sami felt a little bit superior to his friends.
- Sami kendini arkadaşlarından biraz üstün hissetti.
Last night, we celebrated a friend's birthday with cases of Champagne, we ended up completely wasted.
- Dün gece bir arkadaşınızın doğum gününü, saçıp savurarak tamamen tükettiğimiz şampanya kasalarıyla kutladık.
Who needs friends! They'll just betray you in the end.
- Kimin arkadaşlara ihtiyacı var! Onlar sonunda sana ihanet edeceklerdir sadece.
I asked after my sick friend.
- Hasta arkadaşımın sağlık durumunu sordum.
Tomorrow I’ll go out with friends after having lunch.
- Yarın öğle yemeğinden sonra arkadaşlarla birlikte dışarı çıkacağız.
The horse rose on its hind legs.
- At arka ayaklarının üzerinde yükseldi.
Kangaroos have two small forepaws and two large, strong hind paws.
- Kanguruların iki küçük ön pençesi ve iki büyük, güçlü arka pençeleri vardır.
He has a wealthy supporter behind him.
- Arkasında zengin bir destekleyicisi var.
I have a lot of friends to support me mentally.
- Beni zeka olarak destekleyecek çok arkadaşım var.
Tom wanted to eat at the small restaurant behind the hotel.
- Tom otelin arkasındaki küçük restoranda yemek yemek istedi.
There is a small pond in back of my house.
- Evimin arkasında küçük bir gölet var.
He has a wealthy supporter behind him.
- Arkasında zengin bir destekleyicisi var.
Your father's friends aren't his only supporters.
- Senin babanın arkadaşları onun tek destekçileri değil.