Leyla tartışmacı ve kibirlidir.
- Layla is argumentative and arrogant.
Onun argümanı mantıklı idi.
- His argument was logical.
Argüman eksiklerle doludur.
- The argument is full of holes.
Bu bilgi savunma için önemsizdir.
- This data is immaterial to the argument.
Bir sebebe zarar vermenin en haince yolu kasten yanlış görüşleri savunmaktan oluşur.
- The most perfidious way of harming a cause consists of defending it deliberately with faulty arguments.
Onların tartışması sonunda berabere bitti.
- Their argument eventually ended in a draw.
Benim tartışmayı destekleyecek adil bir miktar bilimsel veriyi sıralayacağım
- I will marshal a fair amount of scientific data to support my argument.
Savaş için bir kanıt sundu.
- He presented an argument for the war.
Sigara içmenin zararlı olduğu iddiası kabul edildi.
- The argument that smoking is injurious has become accepted.
Onun iddiası seninkinden daha radikal.
- His argument is more radical than yours.
Bir anlaşmazlığımız olduğunda, neden her zaman bu kadar şahsi algılıyorsun?
- Why do you always have to get so personal when we have an argument?
Tartışma kavga ile sona erdi.
- The argument ended in a fight.
Sana katılıyorum, o yüzden bu kadar kavgacı olmaya gerek yok.
- I agree with you, so there's no need to be so argumentative.
Görüşün gerçeğe dayalı değil.
- Your argument is not based in reality.
Objektif olarak bakınca, onun görüşleri rasyonalizmden epey uzak.
- From an objective viewpoint, his argument was far from rational.
Konuşmacının tartışması konuyla alâkasızdı.
- The speaker's argument was off the point.
Bu tartışma etkili konuşma sanatından başka bir şey değil.
- This argument is pure rhetoric.
Avukat savunmada niçin kaybetti?
- Why did the lawyer lose in the argument?
Bu bilgi savunma için önemsizdir.
- This data is immaterial to the argument.