Tom yaklaşan testi gözden geçirmek için biraz ekstra zaman kullanabilirdi.
- Tom could use a little extra time to review for the upcoming test.
Ekstra yiyeceği geride bırakmaya karar verdiler.
- They decided to leave extra food behind.
Biraz daha fazla zamana ihtiyacım vardı.
- I needed a little extra time.
Zor zamanlarda, insanlar geziye gitmek istemeyebilir fakat iyi kahve için fazla ödemeye istekli olabilirler.
- During hard times, people might not go on a trip, but they might be willing to pay extra for good coffee.
Ayrıca bu biraz ekstra yapmak için bir yoldur.
- It's a way to make a little extra on the side.
Ayrı bir servis ücreti tahsil edilecektir.
- The service charge is extra.
Tom fevkalade mutlu hissetti.
- Tom felt extraordinarily happy.
Tom'un ödünç alabileceği ekstra bir tanemiz var mı?
- Do we have an extra one that Tom can borrow?
Ödünç alabileceğim fazladan bir bisikletin var mı?
- Do you have an extra bicycle that I could borrow?
Yedek anahtarın var mı?
- Do you have an extra key?
Fazladan bir on dolara ihtiyacımız olacak.
- We'll need an extra ten dollars.
Onların fazladan bir yatağı var.
- They have an extra bed.
Onların fazladan bir yatağı var.
- They have an extra bed.
Onun için fazladan bir masraf olacak mı?
- Will there be an extra charge for that?
Tom'un olağanüstü dereceleri var.
- Tom got extraordinary grades.
Tom olağanüstü yakışıklı idi.
- Tom was extraordinarily handsome.
Ekstra masraf var mı?
- Is there any extra charge?
Ayrıca bu biraz ekstra yapmak için bir yoldur.
- It's a way to make a little extra on the side.
extra, extra, read all about it!.
That day he ran to school extra fast.
... That little extra bit of technology ...
... i don't know ing that this was also taking place in africa makes a extra ...