İstatistiklere göre uçakla gitmek, arabayla gitmekten çok daha güvenlidir.
- From a statistical point of view, a plane flight is much safer than a car trip.
O güzel uçlu bir kurşun kalem kullanır.
- He uses a pencil with a fine point.
Suudi Arabistan, Arap Yarımadası'ndaki en büyük ülkedir.
- Saudi Arabia is the largest country in the Arabian Peninsula.
Araplar, İslam'ın doğumdan önce Arap yarımadasının genelinde yaşadılar.
- The Arabs lived across the Arabian Peninsula before the birth of Islam.
Takımımız iki puan öndedir.
- Our team is two points ahead.
Bizim takımımız beş puan ilerdedir.
- Our team is five points ahead.
İngilizcede, virgül yerine bir ondalık nokta kullanırız.
- In English, we use a decimal point instead of a comma.
Konuşmasının konusunu anlayamadım.
- I couldn't get the point of his speech.
Ben bu konuda seninle aynı fikirde olamam.
- I can't go along with you on that point.
Bir avukatın zor bir durumda küçük konularda bile her taşın altına bakması ve aynı konuda sonuca ulaşmak için ısrarla belirtmesi önemlidir.
- It is important that a lawyer should leave no stone unturned even on minor points and harp on the same subject to achieve a break through in an impasse.
Durum ya batarsın ya da çıkarsın noktasına geldi.
- The situation has come to the point where we either sink or swim.
Normal şartlar altında, suyun kaynama sıcaklığı 100 santigrat derece.
- Under normal conditions, the boiling point of water is 100 degrees Celsius.
Bu son derece önemli bir konu.
- This is an extremely important point.
İnsanları parmakla göstermek kabalıktır.
- It's rude to point at people.
Başkalarını göstermek kabalıktır.
- It's not polite to point at others.