çalışanlar

listen to the pronunciation of çalışanlar
التركية - الإنجليزية
workpeople
personnel
shop floor
(Bilgisayar,Ticaret) employees

I require absolute loyalty of my employees. - Tüm çalışanlarımdan mutlak sadakat istiyorum.

The company provides health care and life insurance benefits for all of its employees. - Şirket tüm çalışanları için sağlık bakımı ve hayat sigortası avantajları sağlar.

shopfloor
work force
staff

The office staff worked quickly and efficiently to resolve the problem. - Ofis çalışanları problemi çözmek için hızlı ve etkili çalıştılar.

shop floor workers
çalışan
employee

I require absolute loyalty of my employees. - Tüm çalışanlarımdan mutlak sadakat istiyorum.

Tom doesn't know how to treat his employees properly. - Tom çalışanlarına düzgün bir şekilde nasıl davranacağını bilmiyor.

çalışan
laboring
çalışan
worker

Health workers aid people in need. - Sağlık çalışanları ihtiyacı olan insanlara yardım eder.

I am an office worker. - Ben bir ofis çalışanıyım.

çalışan
running

The girl running over there is my sister. - Orada çalışan kız kız kardeşimdir.

The number of cars running in the city has increased. - Şehirde çalışan arabaların sayısı arttı.

çalışan
{s} active
çalışan
operative
çalışan
personnel
çalışan
going
çalışan
labouring
çalışan
working at
maaşlı çalışanlar
salariat
sivil çalışanlar
civilian employees
çalışan
labouring [Brit.]
çalışan
working

Tom currently has ten people working for him. - Tom şu anda onun için çalışan on kişiye sahip.

Freddy's been working the graveyard shift the past month, so he hasn't been able to see any of his friends who work normal hours. - Freddy geçen ay mezarlıkta vardiyalı olarak çalışıyordu, bu yüzden normal saatlerde çalışan arkadaşlarından herhangi birini göremiyordu.

çalışan
working; employee, worker
التركية - التركية
(Osmanlı Dönemi) SAİYAN
Çalışan
(Osmanlı Dönemi) SAİ