zorlu

listen to the pronunciation of zorlu
التركية - الإنجليزية
tough

Tom was a very tough opponent. - Tom çok zorlu bir rakipti.

That was tough for me. - O benim için zorluydu.

compelling
formidable

Tom would be a formidable opponent. - Tom zorlu bir rakip olacaktır.

challenging

Tom faces a challenging job. - Tom zorlu bir işle karşı karşıyadır.

Friendships tend to be challenging. - Dostluklar zorlu olma eğilimindedir.

forceful
redoubtable
grueling

Nadal won a grueling tennis match. It lasted five sets. - Nadal zorlu bir tenis maçını kazandı. Maç beş set sürdü.

demanding

The senator has a very demanding schedule this week. - Senatörün bu hafta çok zorlu bir takvimi var.

influential
insuperable
keen
strong, violent; insuperable; powerful, influential; hard, keen
stringent
stiff
robust
rugged
sticky
intractable
(someone) who knows how to get what he wants, strong-willed and capable
sweaty
powerful; violent; furious; hard: zorlu bir yağmur a hard rain
mighty
difficult; hard
thorny
powerful, influential
hard

You have to go through many hardships. - Birçok zorlukların üzerine gitmek zorundasın.

I'm having a hard time concentrating. - Ben konsantre olmakta zorluk çekiyorum.

{i} striving
violent
strong
impetuous
zorlu görev
uphill battle
zorlu mücadele
uphill battle
zorlu bir biçimde
insuperably
zorlu bir denemeye tabi tutmak
put to the acid test
zorlu bir şekilde
sweatily
zorlu bir şekilde
thornily
zorlu deneme
crucible
zorlu deneme
acid test
zorlu diürez
(Tıp) force diuresis
zorlu ekspiratuvar hacim
(Tıp) force expiratory volume
zorlu iniş
crash landing
zorlu rakip
(Konuşma Dili) a hard nut to crack
zorlu rakip
(Konuşma Dili) a tough nut to crack
zorlu sınama
ordeal
zorlu sınavdan geçirme
(Ticaret) trial-by-fire
zorlu tip
hard case
zorlu yürüyüş
a long slog
zorlu çekiş
forced draught
zorlu şey
hard case
uzun ve zorlu yol
pilgrimage
التركية - التركية
Zor, güç yapılan: "Millî Mücadelenin bazı zorlu safhalarında onun âdeta, işlere seyirci kalır gibi bir kayıtsız, ilgisiz duruşu olurdu ki..."- Y. K. Karaosmanoğlu
Tuttuğunu koparan (kimse), güçlü, kavi: "Ne zorlu bir amir olduğunu daha ilk gününden belli etti."- H. Taner
Zorbalık yapan
Baskı yapabilecek ölçüde güçlü, kuvvetli, şiddetli
Zorbalık yapan: "Zorlunun hakkından Allah gelir."- Atasözü
Zor, güç yapılan
Tuttuğunu koparan (kimse), güçlü, kavi
zorlu
المفضلات