yalvarmak

listen to the pronunciation of yalvarmak
التركية - الإنجليزية
beg

When only death remains, the last resort is to beg for food. - Sadece ölüm kaldığında, son çare yiyecek için yalvarmaktır.

I had to beg my friends to come to my party. - Partime gelmeleri için arkadaşlarıma yalvarmak zorunda kaldım.

implore
plead
pray
entreat
solicit
besought
impetrate
intreat
desire
sit up and beg
appeal
adjure
intercede
to beg, entreat, implore, plead (with). yalvar yakar olmak/yalvarıp yakarmak to entreat or implore earnestly, beg (with) earnestly
to beg, to implore, to plead, to appeal, to beseech, to entreat, to suppicate niyaz etmek
conjure
invoke
beseech
supplicate
crave
ask
yalvarma
begging

Begging from unknown entities isn't wise. - Bilinmeyen varlıklara yalvarmak akıllıca değil.

It broke my heart to see her begging for food. - Onu yiyecek için yalvarmasını görmek kalbimi kırdı.

yalvarma
{i} appeal
yalvarma
pray

Layla started praying. - Leyla yalvarmaya başladı.

yalvarma
beseeching
yalvar
besought
yalvar
implore

He implored her to come back. - O onun geri gelmesi için yalvardı.

The sick child's mother implored the doctor to come immediately. - Hasta çocuğun annesi hemen gelmesi için doktora yalvardı.

yalvar
beseech
yalvar
entreat

She looked at me with a passionate expression of entreaty. - O bana tutkulu bir yalvarma ifadesiyle baktı.

Do not abandon us, I entreat. - Bizi terk etmeyin, yalvarıyorum.

yalvar
{f} beseeching
yalvar
plead

She pleaded with him to not leave. - O, ona gitmemesi için yalvardı.

Tom pleaded with Mary to stay. - Tom Mary'nin kalması için yalvardı.

yalvarma
pleading
yalvarma
supplication
yalvarma
{i} cry
yalvarma
invocation
az verip çok yalvarmak
to pay back a little of one's debt and plead for time for the rest
yalvarma
{i} adjuration
yalvarma
conjuration
yalvarma
praying

Layla started praying. - Leyla yalvarmaya başladı.

yalvarma
plea
yalvarma
prayer
yalvarma
{i} entreaty

She looked at me with a passionate expression of entreaty. - O bana tutkulu bir yalvarma ifadesiyle baktı.

التركية - التركية
Birinden ısrarla, kendine acındıracak sözlerle, saygılı bir biçimde bir şey istemek: "Ferhunde Sultanı vermek için o kadar yalvarıyorlar da istemiyor."- S. M. Alus
Birinden ısrarla, kendine acındıracak sözlerle, saygılı bir biçimde bir şey istemek
(Osmanlı Dönemi) HANN
Yalvarma
(Osmanlı Dönemi) İLTİDA'
yalvarma
Yalvarmak işi: "Sesin bu kadar yalvarmaya benzer, hüzne benzer perdesi olmasa..."- H. E. Adıvar
yalvarma
Yalvarmak işi
yalvarmak
المفضلات