yüzeysel

listen to the pronunciation of yüzeysel
التركية - الإنجليزية
superficial

A perfect knowledge of a few writers and a few subjects is more valuable than a superficial one of a great many. - Birkaç yazar ve birkaç konuyla ilgili mükemmel bir bilgi birçoklarıyla ilgili yüzeysel olan birinden çok daha değerlidir.

His essay gave only a superficial analysis of the problem, so it was a real surprise to him when he got the highest grade in the class. - Onun denemesi, sorunun sadece yüzeysel bir analizini yaptı, bu yüzden sınıfta en yüksek notu aldığında ona gerçekten büyük bir sürpriz olmuştu.

shallow

You're just so superficial and shallow. - Sen sadece çok yüzeysel ve sığsın.

Tom is shallow, isn't he? - Tom yüzeysel, değil mi?

tangential
skin-deep
surface, superficial, skin-deep
surface, superficial, pertaining to a surface
cosmetic
surface
superficial; shallow; cursory
slight
broad
tangentially
facile
skin deep

Beauty is but skin deep. - Güzellik sadece yüzeyseldir.

sketchy
surface runoff
skindeep
smattering
{s} external
touchandgo
yüzeysel olarak
superficially
yüzeysel bilgi
sciolism
yüzeysel bilgi
smattering
yüzeysel olarak ilgilenmek
dabble in
yüzeysel sular
(Hukuk) surface waters
yüzeysel sürtünme
skin friction
yüzeysel ölçü
superficial dimension
kentsel yüzeysel akış
(Çevre) urban runoff
enine yüzeysel kaslar
(Anatomi) transverse muscle of perineum
التركية - التركية
Yüzey ile ilgili, sathi
Derine inmeyen, gelişigüzel, ayrıntılı olmayan, sathi
yüzeysel
المفضلات