Yanımda çok fazla nakit taşımam.
- I don't carry much cash with me.
Benim yanımda şemsiyem vardı fakat arkadaşımın yoktu.
- I had an umbrella with me but my friend did not.
Bunun üzerine Tom'a yardım edemeyiz.
- We can't help Tom with that.
Eğer istiyorsan bizimle birlikte gelebilirsin.
- Come along with us if you like.
Eğer Allah bizimleyse, sonra kim bize karşı çıkabilir?
- If God is with us, then who can be against us?
Endişelenme. Ben seninle kalacağım.
- Don't worry. I'll stay with you.
Seninle yaşamaktan hoşlanıyorum.
- I like living with you.
Onunla beraber olduğun sürece mutlu olamazsın.
- As long as you are with him, you can't be happy.
Çok sayıda tutucu Amerikalı onunla aynı fikirdeler.
- Many conservative Americans agreed with him.
Bu akşam yemekte benimle olmak ister misin?
- Would you like to have dinner with me tonight?
Mağazaya benimle gelecek misin?
- Will you come with me to the store?
Ben sizinle birlikte gitmek için hazırım.
- I am ready to go with you.
Herkes sizinle aynı fikirde.
- Everybody agrees with you.
Tom bununla birlikte uzaklaşmayacaktır.
- Tom won't get away with this.
Bununla bir sorunun var mı?
- Do you have a problem with this?
Jack is sick today and doesn't really seem with it.