tutulan

listen to the pronunciation of tutulan
التركية - الإنجليزية
at a premium
popular
in
favourite
retained
restrained
catch
fair haired
much in request
current
hariç tutulan
exclusive
tutulan çerçeve
(Bilgisayar) hold frames
tutulan (kiralanan, mevzi alınan) alan; insani yardım
(Askeri) holding area; humanitarian assistance
tutulan balık miktarı
take
tutulan plâklar listesi
hit parade
tutulan sözcük
vogue word
tut
held

The picture was held on by a pin. - Resim bir iğne ile tutturuldu.

He held his breath while watching the match. - Maçı izlerken nefesini tuttu.

tut
{f} fix

They fixed the sign to the wall. - Onlar tabelayı duvara tutturdular.

elle tutulan
hand-held
tut
cost

This diamond costs a fortune. - Bu elmas servet tutar.

I would like to know how much it costs. - Ne kadar tuttuğunu bilmek isterim.

tut
{f} restrained

I barely restrained myself from vomiting. - Kusmamak için kendimi zar zor tuttum.

tut
hold down

Tom can't hold down a job. He's always getting fired. - Tom bir mesleği tutamaz. O her zaman kovuluyor.

tut
got hold of
tut
{f} seizing
tut
{f} sustaining
tut
held down
tut
held back

The police held back the protesters. - Polis protestocuları geri tuttu.

The police held back the crowd. - Polisler kalabalığı geride tuttu.

tut
hold back

You have to hold back. - Kendini tutmak zorundasın.

Tom couldn't hold back his tears. - Tom gözyaşlarını tutamadı.

tut
restrain

Sometimes, the best response is to restrain yourself from responding. - Bazen en iyi yanıt, kendinizi yanıt vermekten uzak tutmaktır.

I barely restrained myself from vomiting. - Kusmamak için kendimi zar zor tuttum.

tut
{f} holding

My brother is holding a camera in his hand. - Erkek kardeşim elinde bir kamera tutuyor.

You're holding my hand in the photo. - Fotoğrafta elimi tutuyorsun.

tut
maintain at
tut
{f} retained
tut
get hold of

Sami tried to get hold of his brother. - Sami erkek kardeşini tutmaya çalıştı.

Tom and Mary's new puppy chews up everything he can get hold of, including Tom's new slippers. - Tom ve Mary'nin yeni köpeği, Tom'un yeni terlikleri de dahil olmak üzere, elinde tuttuğu her şeyi çiğnemektedir.

tut
{f} hold

I hope I can hold on to my job. - Sanırım mesleğime tutunabilirim.

She screamed with horror as someone took hold of her arm. - Birisi onun kolundan tuttuğunda o korkudan çığlık attı.

tut
choke back
tut
retain

We had to retain a lawyer. - Biz bir avukat tutmak zorunda kaldık.

tut
{f} withholding
tut
{f} withheld
tut
withhold
elde tutulan, mahfuz
held, protected
hor görülen, aşağı tutulan, aşağılanan
common contempt, held down, down the
balık tutulan yer
fishery
dans etmek için tutulan kız
taxi dancer
elle tutulan olta
handline
göz hapsinde tutulan kişi
probationer
gözaltında tutulan kişi
(Hukuk) person held in custody
gözaltında tutulan kişinin nakli
(Hukuk) transit of person held in custody (INT)
hak olarak elde tutulan
titular
karşılığı bankaca tutulan çek
certified check
muaf tutulan işlemler
(Hukuk) exempt transactions
tut
chokeback
tut
support

Reason promises us its support, but it does not always keep its promise. - Sebep bize destek sözü verir ancak her zaman sözünü tutmaz.

tut
helddown
tut
heldback
tımar kayıtlarıyla elde tutulan arazi
copyhold
çok tutulan oyun
smash hit
الإنجليزية - الإنجليزية

تعريف tutulan في الإنجليزية الإنجليزية القاموس.

tut
A tutorial
tut
To make a tut tut sound of disapproval
tut
{e} expressing dislike
tut
See tut tut
tut
Be still; hush; an exclamation used for checking or rebuking
tut
A word used in Lincolnshire for a phantom, as the Spittal Hill Tut Tom Tut will get you is a threat to frighten children Tut-gotten is panic-struck Our tush is derived from the word tut
tut
If you tut, you make a sound with your tongue touching the top of your mouth when you want to indicate disapproval, annoyance, or sympathy. He tutted and shook his head. tut-'tut tutted tutting to express disapproval by making a tut sound
tut
Tut is used in writing to represent the sound that you make with your tongue touching the top of your mouth when you want to indicate disapproval, annoyance, or sympathy
tut
Society Alt Ntul
tut
A hassock
tut
An imperial ensign consisting of a golden globe with a cross on it
التركية - التركية

تعريف tutulan في التركية التركية القاموس.

TUT
(Osmanlı Dönemi) f. Dut
tut
Eski Mısır'da kullanılan Kıpti takviminin ilk ayı
الإنجليزية - التركية

تعريف tutulan في الإنجليزية التركية القاموس.

tut
hay aksi!
tut
tüh!
tut
vah!
tut
cik cik
tut
tut! Vah
tut
{ü} Tut, tut! Bir şeyin onaylanmadığını vurgulamak için söylenir: Tut, tut, you shouldn't be reading other people's mail! A, başkalarının
tut
Sus! Adam sen de! Tut
tutulan
المفضلات