Tom gözden kaybolmak istiyor.
- Tom wants to disappear.
2010 sayısında iki tane sıfır vardır.
- There are two zeros in the number 2010.
Şimdi sıcaklık sıfırın altında on derece.
- It is ten degrees below zero now.
Ben sadece ortadan kaybolmak istiyorum.
- I just want to disappear.
Ortadan kaybolmak zorundasın.
- You have to disappear.
Tom gözden kaybolmak istiyor.
- Tom wants to disappear.
Ben her şeyi ve herkesi unutmak, kaybolmak ve terk etmek istiyorum.
- I want to leave, disappear, forget everything and everyone.
Benim için sürpriz oldu, o bir anda gözden kayboldu.
- To my amazement, it disappeared in an instant.
Firari buradan elli kilometre uzaktaki küçük bir kasabada ortaya çıkmış, ama sonra gözden kaybolmuş.
- The fugitive surfaced in a small town fifty miles from here but then disappeared again.
Kar yakında kaybolacak.
- The snow will soon disappear.
Tom bir iz bırakmadan ortadan kayboldu.
- Tom disappeared without leaving a trace.
Dağdaki tüm kar yok olmuştu.
- All the snow on the mountain has disappeared.
Küçük aile çiftlikleri yok oluyorlardı.
- Small family farms were disappearing.
Tom gözden kaybolmak istiyor.
- Tom wants to disappear.
Sis saat on civarında kaybolmaya başladı.
- The fog began to disappear around ten o'clock.
Onlar seni bulmadan önce, yok olmalısın.
- You need to disappear before they find you.
Pasifik'teki düşük rakımlı bazı ada ülkelerinin, deniz seviyesinin küresel ısınma sonucu yükselmesiyle yok olmasından korkuluyor.
- It's feared that some low-lying Pacific Island nations will disappear as seas rise as a result of global warming.
Hiç kimse o testten sıfır almadı.
- Nobody got zero in that test.
When Liverpool scored a third goal, their hopes of winning slipped away forever.
Traffic on the encrypted channels used by senior Iraqi generals had peaked and zeroed, then peaked again, and zeroed again.
... disappear before they can be used by the first North Americans. ...
... deeper and deeper into the capital cheer region numerous case to disappear ...