thro

listen to the pronunciation of thro
الإنجليزية - التركية
arasından

Bulutların arasından güneş ışığı demeti geldi. - A beam of sunlight came through the clouds.

Biz yoğun çalılıkların arasından yürüdük. - We walked through thick bushes.

doğruca
baştan sona

Tom Mary'yi onun işini baştan sona incelerken yakaladı. - Tom caught Mary snooping through his stuff.

Sadece bunu baştan sona konuşalım. - Let's just talk this through.

doğru

Denizaltı yüzeye doğru ince bir buz tabakasını yarıp geçmek zorunda kaldı. - The submarine had to break through a thin sheet of ice to surface.

Her şahıs, doğrudan doğruya veya serbestçe seçilmiş temsilciler vasıtasıyla, memleketin kamu işleri yönetimine katılmak hakkını haizdir. - Everyone has the right to take part in the government of his country, directly or through freely chosen representatives.

kesintisiz
baştan başa

İki çocuk araziyi baştan başa dolaştı. - The two boys traveled throughout the land.

prep. bir uçtan bir uca, içinden, arasından, baştan başa, sayesinde, yüzünden
sayesinde

Genetik mühendisliği sayesinde, mısır kendi böcek ilaçlarını üretir. - Through genetic engineering, corn can produce its own pesticides.

Diller taşa kazınmamıştır. Diller hepimizin sayesinde yaşar. - Languages are not carved in stone. Languages live through all of us.

bir uçtan bir uca

İspanya'dan Parise Pirene'leri bir uçtan bir uca yürüdüm. - I hiked through the Pyrenees from Spain to Paris.

direkt

O direkt gözyaşları ile cevap verdi. - She answered through tears.

tamamen

Ben sadece onu tamamen bitiremedim. - I just couldn't go through with it.

O tamamen Amerikalıdır. - He's American through and through.

içinden

Nehir kasabanın içinden geçer. - The river flows through the town.

Nehir ormanın içinden kıvrılarak gitmektedir. - The river winds through the forest.

yüzünden

Orman yangını dikkatsizlik yüzünden oldu. - The forest fire occurred through carelessness.

sürmek

O kar fırtınasında araba sürmek bir kabustu. - Driving through that snowstorm was a nightmare.

geçmek

Girişinizde gümrükten geçmek gerekiyor. - It is necessary to go through customs at your arrival.

Havaalanında gümrüklerden geçmekten hoşlanmam çünkü çok uzun sürüyor. - I dislike going through customs at the airport because it takes so long.

atlatmak
dayanmak

Ayın diskinin yarısı ışıklandırıldığında biz buna ilk çeyrek ay deriz. Bu isim kameri ay boyunca ayın yolun dörtte birinde olduğu gerçeğine dayanmaktadır. - When half of the Moon's disc is illuminated, we call it the first quarter moon. This name comes from the fact that the Moon is now one-quarter of the way through the lunar month.

thro'
bir uçtan bir uca '
through
yoluyla

Gizli bir geçit yoluyla kaçtılar. - They fled through a secret passageway.

Deneme yanılma yoluyla doğru cevabı buldu. - Through trial and error, he found the right answer by chance.

through
baştan sona

Sincap güç kablosunu baştan sona çiğnedi. - The squirrel chewed through the power cable.

Sadece bunu baştan sona konuşalım. - Let's just talk this through.

through
arasında (bir gürültünün)
through
aktarmasız
through
rağmen (bir gürültüye)
through
orasında burasında
through
dolayımıyla
through
doğru

Denizaltı yüzeye doğru ince bir buz tabakasını yarıp geçmek zorunda kaldı. - The submarine had to break through a thin sheet of ice to surface.

Her şahıs, doğrudan doğruya veya serbestçe seçilmiş temsilciler vasıtasıyla, memleketin kamu işleri yönetimine katılmak hakkını haizdir. - Everyone has the right to take part in the government of his country, directly or through freely chosen representatives.

through
(Tıp) Vasıtasiyle, yolu ile
through
-e kadar
through
süresince

O, gece süresince çalıştı. - He worked through the night.

through
bitirmiş
through
bitmiş

Bu fabrika parçalardan bitmiş ürünlere kadar ölçünlenmiş entegre üretim sistemi kullanmaktadır. - This factory uses an integrated manufacturing system standardized from parts on through to finished products.

through
içeriye

Tom banyo penceresinden içeriye girdi. - Tom got in through the bathroom window.

O, pencereden içeriye girdi. - He came in through the window.

through
başarılı bir sonuca
through
başından sonuna kadar
through
sonuna

Sonuna kadar görevi taşımalısın. - You must carry the task through to the end.

through
(İnşaat) içinden, sona ermiş
through
(Yeni Sözcükler) boyunca

O gün boyunca İngilizce duyar. - She hears English all through the day.

Hayatım boyunca, tüm dünyada seyahat etmekten ve birçok farklı uluslarda çalışmaktan büyük zevk aldım. - Throughout my life, I've had the great pleasure of travelling all around the world and working in many diverse nations.

الإنجليزية - الإنجليزية
through
A contraction of Through
thro'
through

Vext the dim sea.

thro'
Thro' is sometimes used as a written abbreviation for through
thro
المفضلات