tanıt

listen to the pronunciation of tanıt
التركية - الإنجليزية
proof; piece of evidence
proof, evidence
reason
(Bilgisayar) describe
{f} introduced

I know that he will be introduced to a lady by his uncle today. - Ben bugün onun amcası tarafından bir bayana tanıtılacağını biliyorum.

Coffee was introduced into Europe from Arabia. - Kahve, Avrupa'ya Arabistan'dan tanıtıldı.

{f} advertising

The store is advertising a sale. - Mağaza bir satış tanıtımı yapıyor.

evidence
publicize
witness
muniment
voucher
tanı
{i} diagnosis
tanı
identification
tanı
direct
tanı
(Bilgisayar) identify

Can you identify the man using this picture? - Bu fotoğrafı kullanan adamı tanımlayabilir misin?

Some people identify success with having much money. - Bazı insanlar başarıyı çok para kazanma olarak tanımlarlar.

tanı
diagnostic

The sphygmomanometer is an important diagnostic instrument. - Tansiyon ölçme aleti önemli bir tanı aracıdır.

tanı
{f} recognized

I recognized her by the hat she was wearing. - Onu giydiği şapkadan tanıdım.

Having seen him in the picture, I recognized him at once. - Resimde gördükten sonra, onu derhal tanıdım.

tanı
recognise

I can recognise my own kind. - Ben kendi türümü tanıyabilirim.

Remember me? No. Well, well. I'm surprised you don't recognise me! Are we supposed to? - Beni hatırlıyor musun? Hayır. Hayret. Beni tanımamana şaşırdım! Tanımamız gerekiyor mu?

tanı
diagnosis teşhis
التركية - التركية
Tanıtlamaya yarayan belge veya herhangi bir şey, beyyine, hüccet
öne sürülen bir şeyin doğruluğunu göstermede izlenen düşünsel süreç
Tanıtlamaya yarayan belge veya herhangi bir şey, beyyine, hüccet. Öne sürülen bir şeyin doğruluğunu göstermede izlenen düşünce süreci
Öne sürülen bir şeyin doğruluğunu göstermede izlenen düşünce süreci
hüccet
tanı
Bir hastalığı tanıma işi, teşhis
tanıt
المفضلات