tanınmış

listen to the pronunciation of tanınmış
التركية - الإنجليزية
reputable
distinguished
famous

Jim Carrey is very famous and a good comedian. - Jim Carrey iyi ve çok tanınmış bir komedyendir.

Mary is a famous pop star. - Mary tanınmış bir pop yıldızıdır.

conversant
reputed

She is highly reputed not only as a scholar but also as a poet. - O sadece bir bilim adamı olarak değil aynı zamanda bir şair olarak da çok iyi tanınmış.

well-known, famous, recognized, noted, celebrated, reputable
illustrious
known for: O dürüst tanınmış bir adamdır. He's a man who's known for his honesty
well known

A very well known wine is produced in that region. - O bölgede, çok iyi tanınmış bir şarap üretilir.

He is well known in our country. - O, ülkemizde iyi tanınmıştır.

well-known; famous
noted

The noted diplomat readily participated in the committee. - Tanınmış diplomat komiteye kolayca katıldı.

famed
prestigious
of note
notable
acknowledged
recognized

Years ago this principle was widely recognized. - Yıllar önce bu ilke yaygın olarak tanınmıştır.

That is a recognized American author. - O tanınmış bir Amerikalı yazardır.

(Politika, Siyaset) prominent

The prominent psychologist resembles my uncle in appearance. - Tanınmış psikolog görünüşte amcama benziyor.

Sami was a prominent Cairo plastic surgeon. - Sami, tanınmış bir Kahireli plastik cerrahtı.

(deyim) in the public eye
(Kanun) legitimized
known

It's one of the best known books in Brazilian literature. - Brezilya edebiyatındaki en tanınmış kitaplardan biri.

A very well known wine is produced in that region. - O bölgede, çok iyi tanınmış bir şarap üretilir.

tanı
{i} diagnosis
tanınmış kimse
notability
tanı
identification
tanı
direct
tanı
(Bilgisayar) identify

Can you identify the man using this picture? - Bu fotoğrafı kullanan adamı tanımlayabilir misin?

Some people identify success with having much money. - Bazı insanlar başarıyı çok para kazanma olarak tanımlarlar.

tanı
diagnostic

The sphygmomanometer is an important diagnostic instrument. - Tansiyon ölçme aleti önemli bir tanı aracıdır.

tanı
{f} recognized

She is an excellent scholar, and is recognized everywhere as such. - O, mükemmel bir bilim adamıdır, bu itibarla her yerde tanınır.

Having seen him in the picture, I recognized him at once. - Resimde gördükten sonra, onu derhal tanıdım.

tanı
recognise

Do you recognise the person in this picture? - Bu fotoğraftaki adamı tanıyor musun?

I can recognise my own kind. - Ben kendi türümü tanıyabilirim.

alenen tanınmış kişi
public figure
kötü tanınmış
notorious

The notorious expression of the year 2011 is Kebab murders. - 2011 yılının kötü tanınmış deyimi Kebap cinayetleridir.

ptolemaios zamanındaki yedi tanınmış yunanlı şair
Pleiades
resmen tanınmış
accredited
resmen tanınmış banka
(Ticaret) recognised bank
resmen tanınmış olan kilise
established church
tanı
diagnosis teşhis
التركية - التركية
tanınmış
المفضلات