tıkanmış

listen to the pronunciation of tıkanmış
التركية - الإنجليزية
stuffy
jammed

The roads are jammed with cars. - Sokaklar arabalarla tıkanmış.

jammed with
engorged
stuffed

My nose is really stuffed, so I can't smell anything coming from the kitchen. - Burnum gerçekten tıkanmış, bu yüzden mutfaktan gelen herhangi bir şeyin kokusunu alamıyorum.

foul
choked
tight
obstructed
stoppered
clogged

Tom expects me to help Mary clean out the clogged pipe. - Tom Mary'nin tıkanmış boruyu temizlemesine yardım etmemi bekliyor.

The machine was clogged with grease. - Makine, yağdan tıkanmış.

congested

The expressway was congested with thousands of cars. - Otoban binlerce arabayla tıkanmıştı.

clogged up
tıkanmış yeri açmak
unstop
tıka
choke up
tıka
{f} chock
tıka
{f} stoppered
tıka
{f} block

I was told my tear duct was blocked. - Bana gözyaşı kanalımın tıkandığı söylenildi.

Not only my nose is blocked but also my temperature is high. - Sadece burnum tıkanmadı fakat aynı zamanda ateşim yüksek.

tıka
bung up
tıka
{f} plug

The bathroom sink is plugged. - Banyo lavabosu tıkalı.

We must find something to plug up this hole. - Bu deliği tıkamak için bir şey bulmalıyız.

tıka
{f} stoppering
tıka
block up
tıka
{f} stopper
tıka
stop up
kısmen tıkanmış
semi-clogged
lavabo tıkanmış
The sink is clogged
tampon ile tıkanmış
tamponed
tuvalet tıkanmış
The toilet is clogged
tıka
stopup
tıka
oppilate
التركية - التركية
tıkanık
tıka
Tuğla kiremit gibi şeyler yapmaya yarayan kil
tıkanmış
المفضلات