tıka

listen to the pronunciation of tıka
التركية - الإنجليزية
{f} chock
stop up
choke up
{f} stoppered
{f} block

The street was blocked by a huge truck. - Sokak büyük bir kamyon tarafından tıkanmıştı.

The street is blocked because of the demonstration. - Gösteriden dolayı cadde tıkalıydı.

{f} plug

We must find something to plug up this hole. - Bu deliği tıkamak için bir şey bulmalıyız.

The bathroom sink is plugged. - Banyo lavabosu tıkalı.

{f} stoppering
block up
bung up
{f} stopper
stopup
oppilate
tıka basa
to satiety
tıka basa
(filling something) as full as possible
tıka basa
chock-a-block
tıka basa doldurmak
glut
tıka basa doldurmak
choke up
tıka basa doldurmak
gorge
tıka basa doldurmak
pack
tıka basa doldurmak
encumber
tıka basa doldurmak
stoke
tıka basa doldurmak
clutter
tıka basa doldurmak
to cram, to pack, to stuff
tıka basa doldurmak
cram
tıka basa doldurmak
clutter up
tıka basa doldurmak
tuck away
tıka basa dolu
cramfull, overcrowded, jam-packed, chock-full (of sth/sb), chock-a-block (with sth/sb)
tıka basa dolu
packed

This club is fearfully dull. The dance floor is empty and the smoking patio is packed. - Bu kulüp korkunç şekilde sıkıcıdır. Dans alanı boş ve sigara içme verandası tıka basa doludur.

The restaurant is always packed. - Restoran her zaman tıka basa doludur.

tıka basa dolu
full to repletion
tıka basa dolu
cram full
tıka basa dolu
jam packed
tıka basa dolu olmak
to be overcrowded
tıka basa doymak
gorge oneself
tıka basa doymuş
replete
tıka basa yedirmek
to stuff sb
tıka basa yedirmek
surfeit
tıka basa yedirmek
cram
tıka basa yeme
tuck in
tıka basa yemek
make a pig of oneself
tıka basa yemek
to make a pig of oneself, to stuff oneself, to glut oneself, to gorge (oneself) (on/with sth)
التركية - التركية
Tuğla kiremit gibi şeyler yapmaya yarayan kil
tıka basa
Çok sıkıştırarak, hiç boş kalmayacak biçimde, iyice dolacak gibi
tıka
المفضلات