Hatırladığım kadarıyla, o onu söylemedi.
- As far as I remember, he didn't say that.
Bildiğim kadarıyla, söylenti doğru değildir.
- The rumor is not true as far as I know.
Bildiğim kadarıyla, o hâlâ bekâr.
- So far as I know, she is still unmarried.
Bildiğim kadarıyla, o iyi bir adam.
- He is, so far as I know, a good guy.
Arabayı yarışa sokma.Biz mümkün olduğu kadar onu uzağa götürteceğiz.
- Don't race the car. We want to make it go as far as possible.
Bir yabancı dili öğrenmek istiyorsan mümkün olduğu kadar çok çalışmalısın.
- If you want to master a foreign language, you must study as much as possible.
Romanlar geçmişte olduğu kadar çok okunmuyor.
- Novels aren't being read as much as they were in the past.
O, benim kazandığımın üç katı kadar çok kazanıyor.
- He earns three times as much as I do.
Ben elimden geldiği kadar yardımcı olacağım.
- I will help as much as I can.
Varoluşumuzu olabildiğince kabul etmeliyiz.
- We must accept our existence as far as possible.
O, benim kazandığımın üç katı kadar çok kazanıyor.
- He earns three times as much as I do.
Onun Tom'a güvendiği kadar çok Tom Mary'ye güvenmiyor.
- Tom didn't trust Mary as much as she trusted him.
insofar as (or that), to the extent that, to such an extent.
İstasyona kadar öyle yapmaya çalış.
- Try to do so as far as the station.
Biz 6 kilometre kadar yürüdük.
- We walked as far as 6 kilometers.