تعريف sharing في الإنجليزية التركية القاموس.
- paylaşım
Paylaşımın için teşekkürler.
- Thank you for sharing.
Nakido bir dosya paylaşım platformudur.
- Nakido is a file sharing platform.
- paylaşımlı
- (Ticaret) bölme
- paylaşımcı
- (Ticaret) katılım
- {i} paylaşma
Herkes kendisi için paylaşmanın mutluluğunu araştırmalı.
- Everyone should discover for themselves the happiness of sharing.
Masanı paylaşmamın sakıncası var mı?
- Would you mind sharing your table?
- {f} paylaş
Nakido bir dosya paylaşım platformudur.
- Nakido is a file sharing platform.
Bir şemsiyeyi paylaşan iki erkek okul öğrencisi? Bu oldukça nonoş bir durum.
- Two male school pupils sharing an umbrella? That's quite a queer situation.
- paylaşarak
- {i} iştirak
- (isim) iştirak
- ebedi
- share
- paylaşmak
Tatlımı benimle paylaşmak ister misin?
- Do you want to share my dessert with me?
Pastayı eşit olarak paylaşmak zorundasın.
- You have to share the cake equally.
- share
- hisse
Marketin %20 lik bir hissesine sahibiz.
- We have a 20% share of the market.
NTT Menkul kıymetlerin 1,000 hissesine sahibim.
- I own 1,000 shares of NTT stock.
- share
- pay
Acemi asker skandalı kamu görevlilerini ve rüşvet olarak RecruitCoscom'dan gizli payları alan politikacıları ilgilendiren bir rüşvet skandalıdır. Hisseler sürekli yükseliyordu.
- The Recruit scandal is a corruption scandal concerning public officials and politicians who accepted as bribes undisclosed shares from the RecruitCoscom company. The shares had been rising steadily.
Bir web sayfasında, Larry Ewing'in özel hayatı paylaşıldı.
- Personal life of Larry Ewing was shared in a website.
- sharing options
- (Bilgisayar) paylaşma seçenekleri
- sharing violation
- (Bilgisayar) paylaşım hatası
- sharing out
- paylaştırma
- sharing a common fate
- kader birliği
- sharing cost
- (Askeri) masraf paylaşması
- sharing distribution
- (Ticaret) dağıtım ortaklığı
- sharing environment
- paylaşım ortamı
- sharing of the inheritance
- (Kanun) mirasın bölünmesi
- sharing path
- (Bilgisayar) paylaşım yolu
- sharing session
- (Bilgisayar) paylaşılan oturum
- sharing the markets
- (Ticaret) pazarları paylaşma
- sharing violation
- Paylaşım İhlali
- sharing your
- (Bilgisayar) klasörünüzü paylaştırma
- share
- Paylaşım
Bu şehrin kamusal bisiklet paylaşım programı vardır.
- This city has a public bike share program.
- share
- hisse senedi
Hisse senedi fiyatları bu son ay dengesizdi.
- Share prices have been erratic this last month.
- share
- {i} saban demiri
- share
- bölüşmek
- Profit-loss sharing
- Kâr kaybına ortaklık
- share
- {f} iştirak etmek
- share
- {f} ortak kullanmak
- burden sharing
- (Politika, Siyaset) külfet paylaşımı
- burden sharing
- (Politika, Siyaset) masraf paylaşımı
- burden sharing
- yük paylaşımı
- experience sharing
- deneyim paylaşımı
- information sharing
- bilgi paylaşımı
- job sharing
- iş paylaşımı
- knowledge sharing
- bilgi paylaşımı
- orbit sharing
- yörünge paylaşımı
- protect sharing
- (Bilgisayar) paylaşmayı koru
- remote file sharing
- (Bilgisayar) uzak dosya paylaşımı
- revenue sharing certificates
- (Ticaret) gelir ortaklığı senetleri
- revenue sharing certificates
- (Ticaret) gelir ortaklığı senedi
- revenue sharing funds
- (Ticaret) gelir paylaşım fonları
- share
- istihkak
- share
- hak
Tom ve Mary Boston'daki hayatları hakkındaki hikayeleri paylaştı.
- Tom and Mary shared stories about their life in Boston.
Yolculuğum hakkında bir şey paylaşmak için doğal olarak şimdi herkesin beni beklediğini biliyorum.
- I know that now, naturally, all are waiting for me to share something about my voyage.
- share
- (Kanun) ortaklık
Bizim sorunlarımız ortaklık ile ele alınmalıdır; ilerleme paylaşılmalıdır.
- Our problems must be dealt with through partnership; progress must be shared.
- share
- (Bilgisayar) paylaştır
- share
- paylaşımda bulunmak
- share
- üleş
- share
- taksim etmek
- share
- ortak olmak
- share
- pastadaki pay
- share
- üleşmek
- share
- (Ticaret) katılım payı
- share
- (Ticaret) bölmek
- share
- ortaklaşa kullanmak
- share
- behre
- share
- (Ticaret) iştirak hissesi
- share
- iştirak payı
- share
- nasip
- share
- paylaşma
Karı paylaşmada anlaşalım.
- Let's agree to share in the profits.
Bir kralın kızı olarak düşünülen ve büyük lüks içinde yetiştirilen Eleanor kocasıyla bu tersliği paylaşmaya karar verdi.
- Eleanor though the daughter of a king and brought up in the greatest luxury determined to share misfortune with her husband.
- share
- söylemek
- share
- sehim
- share
- hisse almak
- share
- anlatmak
- share
- {i} kâr payı
Kar payını talep etti.
- He claimed his share of the profits.
Tom'un kar payı vardı.
- Tom had a share in the profits.
- core sharing
- bellek bölüşümü
- power-sharing
- güç paylaşımı
- profit sharing
- kar paylaşımı
- profit sharing
- kâr bölüşümü
- resource sharing
- kaynak paylaşımı
- revenue sharing bond
- gelir ortaklığı senedi
- share
- aksiyon
- share
- paylaştırmak
- share
- {f} paylaş
Dorenda gerçekten iyi bir kızdır, o kurabiyelerini benimle paylaşıyor.
- Dorenda really is a nice girl. She shares her cookies with me.
Çocuklar okuldan sonra bir pizzayı paylaştılar.
- The children shared a pizza after school.
- time sharing
- süre paylaşım
- time sharing
- zaman paylaşımı
- Share
- paylaşın
- code sharing
- kod paylaşımı
- cohabitation, house sharing
- birlikte yaşamanın, evi paylaşan
- effort certification/cost sharing
- çaba belgelendirme / maliyet paylaşımı
- equal sharing
- eşit paylaşımı
- file sharing
- (Bilgisayar) Dosya paylaşımı
- file-sharing
- (Bilgisayar) Dosya paylaşımı
- prisoners sharing a jail cell
- mahkumların hapishane hücresi paylaşımı
- profit-sharing
- kar paylaşımı
- share
- payın
- time sharing system
- zaman paylaşımlı sistem
- time-sharing
- (Bilgisayar) Aynı anda birkaç işlem yapabilme
- time-sharing
- Devre mülk
- apartment sharing
- (Ticaret) kat irtifakı
- application sharing
- Uygulama Paylaşımı
- cost sharing
- (Askeri) MASRAF PAYLAŞMASI
- cost sharing contract
- (Askeri) MALİYETİ PAYLAŞILAN SÖZLEŞME: Müteahhide ayrıca ödeme yapılmayan ancak meşru masraflardan üzerinde anlaşmaya varılan bir kısmının müteahhide geri ödendiği maliyet iade tipi bir sözleşme
- enable sharing
- (Bilgisayar) paylaştırmayı etkinleştir
- enable sharing
- (Bilgisayar) paylaşıma izin ver
- enable sharing
- paylaşım sağlamak
- gain sharing
- (Ticaret) verimlilik primi
- income sharing
- (Ticaret) gelir paylaşımlı
- income sharing
- gelir bölüşüm
- job sharing
- işbölümü
- load sharing
- yuk paylasimi
- net income sharing
- (Ticaret) net gelir paylaşımı
- network file sharing
- Ağ üzerinden dosya paylaşımı
- open to sharing
- paylaşıma açmak
- orbit sharing
- yorunge paylasimi
- power sharing
- iktidar paylaşımı
- printer sharing
- (Bilgisayar) yazıcı paylaşımı
- pro rata sharing
- (Ticaret) orantılı paylaşım
- profit sharing
- kâr dağıtımı
- share
- hisse/pay
- share
- {i} sermaye payı
- share
- bölüştürmek
- share
- share paylaş
- share
- {f} (bir fikre) katılmak
- share
- {i} katılım
- share
- {f} bölüş
- share
- {i} pay, hisse, parça
- share
- {f} katılmak
- task sharing
- görev paylaşımı
- time sharing
- aynı anda birkaç işlem yapabilme [(Bilgisayar) ]
- time sharing
- devre mülk
- toggle sharing
- (Bilgisayar) paylaşımı değiştir
- web sharing
- (Bilgisayar) web paylaşımı
- work sharing
- işbölümü