sevgili

listen to the pronunciation of sevgili
التركية - الإنجليزية
darling

What are you doing, darling? - Ne yapıyorsun, sevgilim?

Are you tired, darling? - Yorgun musun, sevgilim?

beloved

Happy birthday, my beloved friend. - Doğum günün kutlu olsun, sevgili arkadaşım.

He lost his most beloved son. - En sevgili oğlunu kaybetti.

dear

She ran for dear life. - O sevgili hayatı için koştu.

My dear little cat disappeared a week ago. - Sevgili küçük kedim bir hafta önce kayboldu.

sweetheart

I married my high school sweetheart. - Lise sevgilimle evlendim.

I call my sweetheart darling. - Ben canım sevgilimi ararım.

girlfriend

To tell the truth, she is my girlfriend. - Gerçeği anlatmak gerekirse o benim sevgilim.

I'm going to meet my brother's girlfriend tonight. - Bu gece kardeşimin sevgilisiyle buluşacağım.

lover

The people who come on the Maury Povich show often make pretentious claims about their lovers cheating on them. - Maury Povich'e gelen insanlar genellikle sevgililerinin onları aldattıkları ile ilgili önemli iddialarda bulunmaktadırlar.

I can think of him as a very good friend, but I can't think of him as a lover. - Onu çok iyi bir arkadaş olarak düşünebilirim fakat onu bir sevgili olarak düşünemem.

pet

You're the teacher's pet. - Sen öğretmenin sevgilisisin.

pigsney
significant other

My significant other works at a language school and loves it very much. - Benim sevgilim bir dil okulunda çalışıyor ve onu çok seviyor.

(Argo) mellow
lady

I am not a Polish detective, dear lady. I am an international detective. - Sevgili bayan, ben Polonyalı bir dedektif değilim. Ben uluslararası bir dedektifim.

cuddly
dulcinea
queen
boyfriend

Mary's not happy that her boyfriend has to kiss another girl for the school play. - Sevgilisi okul oyunu için başka bir kızı öpmek zorunda olduğu için Mary mutsuz.

She's got a Turkish boyfriend. - Onun Türk bir sevgilisi var.

sweet

I married my high school sweetheart. - Lise sevgilimle evlendim.

Tom's suffering from the absence of his sweetheart Mary. - Tom sevgilisi Mary'in yokluğundan dolayı acı çekiyor.

sweetie
lass
well-beloved
truelove
precious
love

The people who come on the Maury Povich show often make pretentious claims about their lovers cheating on them. - Maury Povich'e gelen insanlar genellikle sevgililerinin onları aldattıkları ile ilgili önemli iddialarda bulunmaktadırlar.

Her lover is a spy working for the British government. - Onun sevgilisi İngiliz hükümeti için çalışan bir casus.

dearie
girl

To tell the truth, she is my girlfriend. - Gerçeği anlatmak gerekirse o benim sevgilim.

Mary's not happy that her boyfriend has to kiss another girl for the school play. - Sevgilisi okul oyunu için başka bir kızı öpmek zorunda olduğu için Mary mutsuz.

sweety
dove
flame
deary
concubine
favourite [Brit.]
gallant
loved

Wish all my friends and loved one Happy New Year. - Bütün arkadaşlarıma ve sevgilime Mutlu Yıllar diliyorum.

inamorata
lover, darling, sweetheart, love; girlfriend, girl; boyfriend; dear, beloved
Dear ..., (used as the salutation of a friendly letter)
beau

Translations are like lovers- the beautiful ones are never faithful, and the faithful ones are never beautiful. - Çeviriler sevgililer gibidir.Güzel olanlar sadık değildir ve sadık olanlar güzel değildir.

inamorato
well beloved
ladylove
favorite
paramour
fancy man
steady
duckie
duck
fellow
Jill
gill
(one's) beloved, sweetheart
beloved, dear, darling
ducky
feller
doxy
lovely

And I must thank my lovely wife, Kate, who was behind me every step of the way. - Ve yolun her adımında benim arkamda olan sevgili karım Kate'e teşekkür etmeliyim.

valentine

Tom asked Mary if she was free on Valentine's Day. - Tom Mary'ye Sevgililer Günü'nde boş olup olmadığını sordu.

It is a silly practice for non-Christians to send chocolates on St. Valentine's Day. - Sevgililer Günü'nde çikolata göndermek, Hristiyan olmayanlar için aptalca bir başlangıç.

dearling
my beloved
girlfriends
leman
true love
favourite
dearest

They are our dearest friends. - Onlar bizim en sevgili arkadaşlarımız.

moll
sevgili arkadaşım
dear friend
sevgili günlük
dear dairy
sevgili günlük
dear diary
sevgili edinmek
take lover
sevgili olarak
darlingly
sevgili olarak
fellowly
sevgili olmak
become lover
sevgili olmak
be lover
sevgililer
sweet hearts
eski sevgili
old flame
uzatmalı sevgili
steady
yaşlı ve zengin sevgili
sugar daddy
zina davasına çıkan sevgili
co respondent
التركية - التركية
Sevgi ve bağlılık duyulan: "Millet yoludur, hak yoludur tuttuğumuz yol / Ey hak, yaşa; ey sevgili millet, yaşa var ol."- T. Fikret
Sevgi ve bağlılık duyulan
Sevilen ve âşık olunan kimse, dost, yâr
emre
yavuklu
manita
efuli
mühür gözlü
canan
can gözdesi
dava
servi boylu
Sevgililer
(Osmanlı Dönemi) ASNIM
uzatmalı sevgili
Evlenmeğe karar veremeyip çok uzun süre sevgili olarak kalan (kimse)
sevgili
المفضلات