saplanmak

listen to the pronunciation of saplanmak
التركية - الإنجليزية
to be stuck in, be embedded in, be lodged in
be stuck
stick into
slide into
to be rooted or fixed to (a spot)
sink
stall
to sink into, to be stuck in, to lodge
to be obsessed by (something), be hipped on (something)
stuck in
fasten upon
(deyim) light upon
fasten on
(deyim) light on
stick in
sink into
get stuck
lodge
stick
saplanma
fixation
sapla
{f} stuck

Tom got stuck in a traffic jam. - Tom bir trafik sıkışıklığında saplanıp kaldı.

Tom's car got stuck in the mud. - Tom'un arabası çamura saplandı.

sapla
{f} stick
alışkanlığına saplanmak
get into a rut
bataka saplanmak
1. to get oneself trapped in a blind alley, get oneself into a situation from which one can not extricate oneself, be up the creek in a big way, get lost in a quagmire. 2. (for a project) to come a cropper, fail
bataklığa saplanmak
be caught in a quagmire
batağa saplanmak
be caught in a quagmire
batağa saplanmak
bog down
batağa saplanmak
bog
batağa saplanmak
to bog down; to get into a dilemma
saplanma
stab
zihini saplanmak
to become obsessed by
التركية - التركية
Hızla batmak
Bir şeyle ilgisini kesmemek, takılıp kalmak
Batma sonucu hareket edemez olmak, batıp kalmak
Batma sonucu hareket edemez olmak, batıp kalmak: "Dönüşte Zeytinburnu açıklarında kara saplandık."- Y. Z. Ortaç
Bir şeyle ilgisini kesmemek, takılıp kalmak: "Mistik olmayan felsefe görünüşünde de tamamen H. Spencer'e saplanmış kalmıştı."- H. Taner
batmak
saplanma
Saplanmak işi
saplanmak
المفضلات