saklanmak

listen to the pronunciation of saklanmak
التركية - الإنجليزية
hide

We don't have to hide. - Saklanmak zorunda değiliz.

I want to hide under a rock. - Bir kayanın altında saklanmak istiyorum.

to be kept
be kept secret from
be kept in a place
lurk
hide away
be kept
kept secret
kept in a place
be saved for
to be kept secret
saved for
(Askeri) take shelter
shelter
to be kept in a place
(Konuşma Dili) go into hiding
kept secret from
be kept secret
kept
cover oneself
bury oneself
lie up
to be hidden; to be kept secret from
shelter oneself
burrow
take cover
to be kept in (a place)
to be saved for
to hide oneself, hide, conceal oneself
lie low
to hide, to hide oneself; to be kept secret (from); to be kept (in a place); to be saved for
hide oneself
hide out

Tom needed somewhere safe to hide out. - Tom'un saklanmak için güvenli bir yere ihtiyacı vardı.

abscond
hole up
lam

Quick, turn off the lamp, I want to hide in the darkness. - Çabuk, lambayı söndür, karanlıkta saklanmak istiyorum.

sakla
(Bilgisayar) keep

Keep the money in a safe place. - Parayı güvenli bir yerde saklayın.

She can never keep a secret. - O, asla sır saklayamaz.

sakla
hid

The boy hid behind the door. - Çocuk, kapının arkasına saklandı.

He hid his toys under the bed. - O,oyucaklarını yatağın altına sakladı.

sakla
lay away
ilerisi için saklanmak
be laid up
sakla
cache
sakla
{f} stowing
sakla
kept back
sakla
salt away
sakla
stow
sakla
{f} hiding

Tom was hiding in the mountains. - Tom dağlarda saklanıyordu.

The suspect was hiding out in the mountains for three weeks. - Şüpheli üç haftadır dağlarda saklanıyordu.

sakla
withheld from
sakla
keep back
sakla
tuck away
sakla
store up
sakla
withhold from
sakla
hide

I've got nothing to hide. - Saklayacak bir şeyim yok.

Tom made no attempt to hide the fact that he was in love with Mary. - Tom Mary'ye âşık olduğu gerçeğini saklama girişiminde bulunmadı.

arkasına saklanmak
hide behind
gemide saklanmak
stow away
gemide saklanmak
stow
sakla
store#up
sakla
tuckaway
sakla
stash

Tom ate all the food I had stashed. - Tom sakladığım bütün yemeği yedi.

Fadil drove the car to an abandoned house and stashed it. - Fadıl arabayı terk edilmiş bir eve kadar sürdü ve oraya sakladı.

sakla
dissemble
sakla
keptback
sakla
tuck#away
sakla
storeup
sakla
keepback
saklanma
safekeeping
saklanma
suffusion
saklanma
concealment
saklanma
preservation
saklanma
{i} hiding

Tom thought he'd found the perfect hiding place. - Tom mükemmel bir saklanma yeri bulduğunu düşündü.

Tom has gone into hiding. - Tom saklanmaya gitti.

التركية - التركية
Saklama işi yapılmak: "Şarap mahzende saklanır, aşkın kalbimde yıllanıyor."- Şarkı
Kendini saklamak, gizlenmek
Saklama işi yapılmak
Kendini saklamak, gizlenmek: "O âdeta kaçıp saklanacak bir yer arıyormuş gibi sıkıntıdaydı."- Y. K. Karaosmanoğlu
saklanma
Saklanmak işi
saklanmak
المفضلات