söylenmek

listen to the pronunciation of söylenmek
التركية - الإنجليزية
grumble
grouch
be told
make a noise
to mutter to oneself, grumble
complain
to be said, be spoken, be uttered
to be rumored, be bruited about
snarl at
to be said; to be pronounced; to grumble, to mutter, to grouse
snarl
murmur
chide
grouse
fret and fume
repine
be said
to be said
pronounced
said

It is said that Kazu is the best soccer player in Japan. - Kazu'nun Japonya'da en iyi futbol oyuncusu olduğu söylenmektedir.

It is said that her father was killed in a traffic accident. - Babasının bir trafik kazasında öldüğü söylenmektedir.

go
mutter
drone
fret
söyle
{f} said

You didn't do a very good job, I said. - Çok iyi bir iş yapmadığını söyledim.

Bogdan said he would be there tomorrow. - Bogdan, yarın orada olacağını söylemişti.

söyle
told

My father told me not to read a book in my bed. - Babam yatakta kitap okumamamı söyledi.

She told me that she had bought a CD. - Bana bir CD aldığını söyledi.

söyle
spit it out !
kendi kendine söylenmek
murmur
söyle
{f} saying

He began by saying that he would not speak very long. - O, çok uzun konuşmayacağını söyleyerek başladı.

He sent me a letter saying that he'd arrive at ten tomorrow morning. - O bana yarın sabah onda varacağını söyleyen bir mektup gönderdi.

söyle
tell

Can you please tell me what time the train leaves? - Trenin ne zaman kalkacağını lütfen bana söyleyebilir misin?

Could you please tell me why you love her? - Onu neden sevdiğini lütfen bana söyler misin?

söyle
confide

This is confidential, I can only tell him personally. - Bu gizli, sadece ona kişisel olarak söyleyebilirim.

He hasn't said anything publicly, but in confidence he told me he's getting married. - O bana alenen bir şey söylemedi ama sır olarak o bana evleneceğini söyledi.

söyle
say

I've got nothing to say to him. - Ona söyleyecek hiçbir şeyim yok.

Say it in another way. - Onu başka bir şekilde söyle.

söyle
told to
söyle
dictate
homur homur söylenmek
to mutter angrily to oneself, grumble in low tones
söyle
spit it out
söyle
mouth

He opened his mouth as if to speak, but didn't say anything. - Konuşacakmış gibi ağzını açtı ama hiçbir şey söylemedi.

Tom opened his mouth to say something, but Mary interrupted him. - Tom bir şey söylemek için ağzını açtı ama Mary sözünü kesti.

söyle
toldto
söyle
apprise
söyle
told#to
söylenme
being told
söylenme
murmur
söylenme
grouch
söylenme
grumble

She began to grumble and then to weep. - Söylenmeye ve ardından ağlamaya başladı.

söylenme
snarl
söylenme
complaining
söylenme
mutter
التركية - التركية
Çıkışmak, azarlamak, eleştirmek, sızlanmak
Söyleme işi yapılmak: "Suçluların ikisini de sağ bırakmayacağı söylenmekteydi."- H. R. Gürpınar. Çıkışmak, azarlamak, eleştirmek, sızlanmak: "Benim kırdığımı anlayınca bana söylenmeye başladı."- M. Ş. Esendal
Söylemek işi yapılmak
söylenilmek
söylenme
Söylenmek işi
söylenmek
المفضلات