pişman

listen to the pronunciation of pişman
التركية - الإنجليزية
regretful

He is regretful that he couldn't go. - O, gidemediğine pişman.

contrite
sorry

Oh, I'm so sorry, said Anne penitently. - Anne pişman bir şekilde Ah, çok üzgünüm dedi.

I'm sorry for what I've done. - Yaptığım şeyden pişmanım.

rueful
penitent

Oh, I'm so sorry, said Anne penitently. - Anne pişman bir şekilde Ah, çok üzgünüm dedi.

repentant
regretful, sorry, penitent, contrite, repentant
remorseful

Dan wasn't remorseful about killing Linda. - Dan, Linda'nın öldürülmesi konusunda pişman değildi.

Dan didn't even appear remorseful. - Dan bile pişman görünmüyordu.

bad
pişman olmak
regret

I don't tend to look back and regret what I've done. - Bende geriye bakmak ve yaptıklarım için pişman olmak eğilimi yoktur.

I don't want to regret anything. - Herhangi bir şeyden pişman olmak istemiyorum.

pişman olmak
repent
pişman etmek
to regret
pişman etmek
to make sb feel sorry
pişman etmek
to make (someone) regret (something); to make (someone) feel remorse for (something)
pişman olan kimse
penitent
pişman olmak
live to rue it
pişman olmak
be sorry for
pişman olmak
to regret (something, having done something); to feel remorse for (something, having done something)
pişman olmak
to repent, to feel sorry
pişman olmak
rue
pişman olmama
impenitency
pişman olmama
impenitence
pişman olmamış
unrepented
pişman olmayan
unrepentant
pişman olunmayan
unregreted
pişman ve tövbeli
in sack and ashes
pişman olmak
feel sorry
anasından doğduğuna pişman
1. feeling very miserable. 2. lazy
anasından doğduğuna pişman etmek
to make (someone) sorry he has been born
bin pişman
in sack and ashes
bin pişman olmak
be very sorry
bin pişman olmak
very sorry
bin pişman olmak
to be very sorry
bin pişman olmak
to be very sorry, regret greatly
bir alan pişman, bir almayan
(Konuşma Dili) It's the sort of thing that looks good and attracts a lot of interest but is actually of very little use
doğduğuna pişman olmak
to rue the day one was born
pişman
المفضلات