Not all Americans shared Wilson's opinion.
- Bütün Amerikalılar Wilson'un görüşünü paylaşmadı.
Let's agree to share in the profits.
- Karı paylaşmada anlaşalım.
I don't mind sharing my table.
- Ben benim masamı paylaşmayı kafama takmam.
Everyone should discover for themselves the happiness of sharing.
- Herkes kendisi için paylaşmanın mutluluğunu araştırmalı.
You have to share the cake equally.
- Pastayı eşit olarak paylaşmak zorundasın.
Germany shares a border with France.
- Almanya, Fransa ile bir sınır paylaşmaktadır.
I don't want to share my room with Tom.
- Odamı Tom'la paylaşmak istemiyorum.
You have to share the cake equally.
- Pastayı eşit olarak paylaşmak zorundasın.
Fadil was making an effort to share Layla's passions.
- Fadıl, Leyla'nın tutkularını paylaşmak için çaba harcıyordu.
Personal life of Larry Ewing was shared in a website.
- Bir web sayfasında, Larry Ewing'in özel hayatı paylaşıldı.
I shared my room with sysko.
- Ben odamı sysko ile paylaştım.
We're sharing your work.
- Biz işini paylaşıyoruz.
Nakido is a file sharing platform.
- Nakido bir dosya paylaşım platformudur.
The children shared a pizza after school.
- Çocuklar okuldan sonra bir pizzayı paylaştılar.
Dorenda really is a nice girl. She shares her cookies with me.
- Dorenda gerçekten iyi bir kızdır, o kurabiyelerini benimle paylaşıyor.