para kazanmak

listen to the pronunciation of para kazanmak
التركية - الإنجليزية
earn

He worked very hard to earn a lot of money. - Çok para kazanmak için çok çalıştı.

Tom changed jobs to earn more money. - Tom daha çok para kazanmak için iş değiştirdi.

To earn money

His goal is not to earn money. - Onun amacı para kazanmak değil.

We work to earn money. - Para kazanmak için çalışırız.

pull down
make money

He has only one aim in life, to make money. - Hayatında bir amacı var, para kazanmak.

They did everything in order to make money. - Para kazanmak için her şeyi yaptılar.

earn money

They wanted to earn money. - Onlar para kazanmak istiyorlardı.

We work to earn money. - Para kazanmak için çalışırız.

coin
knock up
(Dilbilim) clean up
be coining money
to make money
para kazan
make money

He has only one aim in life, to make money. - Hayatında bir amacı var, para kazanmak.

A good businessman knows how to make money. - İyi bir iş adamı nasıl para kazanacağını bilir.

para kazanma
financial gain
para kazanma
money making
avantadan para kazanmak
to feather one's (own) nest
açıktan (para) kazanmak
to get money without working for it
birden çok para kazanmak
be in the money
bok gibi para kazanmak
to rake in money
iyi para kazanmak
make money
kanunsuz yoldan para kazanmak
rake off
kolay para kazanmak
get on the gravy train
para kazanma
earning

Being an orphan, my father had to start earning money at ten. - Bir yetim olan babam on yaşında para kazanmaya başlamak zorunda kalmıştı.

I will have to wait till I finish schooling and start earning money. - Eğitimi bitirinceye ve para kazanmaya başlayıncaya kadar beklemek zorunda kalacağım.

çok para kazanmak
make a pile of money
para kazanmak

    الواصلة

    pa·ra ka·zan·mak

    النطق

    علم أصول الكلمات

    [ 'pär-& ] (noun.) 1687. Turkish, from Persian pArah, literally, piece.

    كلمة اليوم

    gestalt
المفضلات