It's obvious Tom and Mary like each other.
- Tom ve Mary'nin birbirlerinden hoşlandığı ortada.
It's obvious that you're wrong.
- Hatalı olduğun ortada.
Fold the paper in the middle.
- Kağıdı ortadan katla.
The truth lies in the middle.
- Gerçek ortada yatıyor.
It was evident to all of us that he was innocent.
- Masum olduğu hepimiz için ortadaydı.
It's evident that human behaviour is more dangerous for the environment than radiation.
- Apaçık ortadadır ki, insan davranışları çevre için radyasyondan daha tehlikelidir.
Now everything's exposed.
- Şimdi her şey ortada.
The hill is exposed, with no trees.
- Tepe ortada, ağaçsız.
A cup of coffee cleared up my headache.
- Bir fincan kahve, baş ağrımı ortadan kaldırdı.
Fold the paper in the middle.
- Kağıdı ortadan katla.
The truth lies somewhere in the middle.
- Gerçek ortada bir yerde yatıyor.
Ski jumping is popular in Nordic countries and Central Europe.
- Kayakla atlama İskandinav ülkeleri ve Orta Avrupa'da popülerdir.
Tom wanted to visit Central America.
- Tom Orta Amerika'yı ziyaret etmek istedi.
I like my steak cooked medium rare.
- Bifteğimi orta pişmiş severim.
Television is obsolete as a medium in any case.
- Televizyon ortam olarak her halükarda modası geçmiş.
Tom doesn't have a mean bone in his body.
- Tom bedeninde ortalama bir kemiğe sahip değil.
This does not mean that they have nothing in common with other peoples.
- Bu, onların diğer insanlarla ortak bir şeyi olmadığı anlamına gelmez.
Don't speak in the middle of a lesson.
- Dersin ortasında konuşma.
The tiger laid in the middle of the cage.
- Kaplan kafesin ortasına uzanmıştı.
The middle finger is the longest.
- En uzun parmak orta parmaktır.
The tiger laid in the middle of the cage.
- Kaplan kafesin ortasına uzanmıştı.
Moderate exercise will refresh both mind and body.
- Orta dereceli egzersiz hem aklımızı hem bedenimizi tazeler.
I always drive at a moderate speed.
- Ben her zaman orta hızda araba sürerim.
We sat in the center of the room.
- Odanın ortasına oturduk.
The skyscraper is in the center of the city.
- Gökdelen şehrin ortasındadır.
He fainted in the midst of his speech.
- Konuşmasının ortasında bayıldı.
The dark night of the soul is death in the midst of life.
- Ruhun karanlık gecesi hayatın ortasındaki ölümdür.
The Medieval Era gave way to the Renaissance.
- Orta çağ Rönesansa yol açtı.
I like my steak cooked medium rare.
- Bifteğimi orta pişmiş severim.
She married again in her mid-forties.
- Kırklı yaşların ortalarında tekrar evlendi.
He's going through a mid-life crisis.
- Bir orta-yaş krizine giriyor.
His normal position is third baseman.
- Onun normal pozisyonu üçüncü orta saha oyuncusu.
I thought that my girlfriend was normal, but she turned out to be a succubus!
- Kız arkadaşımın normal olduğunu düşündüm ama onun bir şeytan olduğu ortaya çıktı.
She earns on average ten pounds a week.
- O, bir haftada ortalama 10 pound kazanır.
He will get an average mark at best.
- En iyi halde ortalama bir not alacak.
She can't put together three words in Spanish, and she claims she's intermediate.
- İspanyolca üç kelimeyi bir araya getiremiyor, ve orta düzey olduğunu iddia ediyor.
Intermediate and advanced language courses are given in the language being learned.
- Orta ve ileri dil kursları öğretilen dilde verilir.
What makes you think the Middle East is more important than Mesoamerica, for instance?
- Örneğin Orta Doğu'nun Orta Amerika'dan daha önemli olduğunu sana düşündürten şey ne?
The earliest civilizations arose in Mesopotamia.
- En eski uygarlıklar Mezopotamya'da ortaya çıktı.
I am a teacher in the secondary school.
- Ben ortaokulda bir öğretmenim.
Only two years after receiving their secondary school diploma, young people today know merely ten percent of what they learned on school. That's crazy! We must strive for 100 percent.
- Ortaokul diplomalarını aldıktan sadece iki yıl sonra, bugün genç insanlar okulda öğrendiklerinin sadece yüzde onunu biliyorlar. Bu çılgınca! Yüzde yüz için çaba göstermeliyiz.