Ortak çıkarları için birlikte çalışmaktaydılar.
- They had been working together for common interests.
Onlar yeni binada çalışmaktalar.
- They have been working on the new building.
Makineleri çalıştırmaya devam etmeliyiz.
- We have to keep the machines working.
Paranın bir hükmü kalmadığında sistemin tüm işleyişi durur.
- When money ceases to have value, the entire system stops working.
Sen her ne zaman hazır olursan, ben işe başlamaya hazırım.
- I'm ready to start working whenever you are.
Dokuz-beş işinde çalışmaktan bıktım.
- I'm tired of working a nine-to-five job.
İş başında yemek yememelisin.
- You're not supposed to eat on the job.
Sadece yaklaşık 15 dakika boyunca iş başındaydınız.
- You've only been on the job for about 15 minutes.
Tom şu anda onun için çalışan on kişiye sahip.
- Tom currently has ten people working for him.
Çalışan erkekler sert elma şırası içtiler.
- Working men drank hard apple cider.
İşletme mastırımı bitirme üzerinde çalışıyorum.
- I'm working on finishing my MBA.
Şunu halletmek üzerine çalışıyoruz.
- We're working on getting that done.
Yeterli zamanım olduğundan emin olmak için deli gibi çalışıyorum.
- I'm working like crazy to make sure I have enough time.
... - REALLY? - NO, I REALLY NEED THE JOB-- ...
... you, even if you already have a job, ...