olmaz

listen to the pronunciation of olmaz
التركية - الإنجليزية
impossible
nope
no
this's not on
no way out
No!/It's not possible./It can't be done
no deal
nothing

Nothing happens unless you make it happen. - Gerçekleştirmediğin sürece hiçbir şey olmaz.

Nothing ever happens in this old village. - Bu eski köyde hiçbir şey olmaz.

unlikely
no dice
Christ no
no, impossible
that cat won't jump
thumbs down
no way
nothing doing
unseemly
olmazsa olmaz
necessarily
olmaz ki
no way out
olmaz!
that's not on!
olmazsa olmaz
A must have
olmazsa olmaz
(deyim) It is a must
olmaz olaydı!
(Konuşma Dili) Would that it hadn't happened!
olmaz olmaz
(Konuşma Dili) Nothing's impossible
olmaz olmaz deme, olmaz olmaz
(Atasözü) Never rule out the impossible
olmazsa olmaz şey
sine qua non
olur olmaz
once

People rarely come to see you once you are retired. - Emekli olur olmaz insanlar seni nadiren görmeye gelirler.

He doesn't behave himself once he's drunk. - Sarhoş olur olmaz terbiyesini takınmaz.

olur olmaz
unnecessarily, needlessly
ne olur ne olmaz
just in case
ol
be
ol
became
ol
are
ol
is
ol
was
ol
were
belli olmaz
not necessarily
belli olmaz
that depends

That depends, but usually about three times a week. - Belli olmaz ama genellikle haftada üç kez.

belli olmaz
it all depends
güven olmaz
unreliable
ol
for
onsuz olmaz
sine qua non
ol
am
ol
{f} becoming
ol
being
ol
come about
ol
grew into
ol
been of
ol
be of
ol
been
ol
become
ol
to be
ol
{f} happening
ol
happen
ol
grow into
Bakan göze yasak olmaz
(Atasözü) A cat may look at a king
Dağ dağ üstüne olur ev ev üstüne olmaz
(Atasözü) Two households (families) cannot get on in one house
Denizde balık pazarı olmaz
(Atasözü) It is unwise to negotiate what is not in hand
Dilencinin torbası olmaz
(Atasözü) Beggar's bags are bottomless
Fındıkçının terazisi olmaz
(Atasözü) A player has no conscience
Hatasız kul olmaz
(Atasözü) Even the best steed sometimes stumbles
Kurdun yavrusu kuzu olmaz
(Atasözü) A villian's deed cannot be charity
emek olmadan yemek olmaz
(Atasözü) There's no such thing as a free lunch
işim olmaz
have nothing to do with
reklamın kötüsü olmaz
there is no such thing as bad publicity, any publicity is good publicity

The only thing worse than being talked about is not being talked about. — Oscar Wilde.

ıslanmışın yağmurdan korkusu olmaz
(Atasözü) A drenched man does not fear the rain
ısırgın ile taharet olmaz
(Atasözü) A villian's deed cannot be charity
Belli olmaz
It all depends., It depends., That depends
Beş parmak bir olmaz
Men are not all alike
Hatasız kul olmaz
Nobody is perfect
Hayatta olmaz
No way!, Not on your life!, No fear!
Kambersiz düğün olmaz
(Konuşma Dili) Of course we can't leave him out
Zorla güzellik olmaz
No good can be achieved by force
adam olmaz
sad
adam olmaz
hopeless, incorrigible, desperate
adam olmaz
incorrigible
asla olmaz
(deyim) that'll be the day
ateşle barut bir arada/ yerde olmaz/durmaz
(Atasözü) It is dangerous to leave a young couple alone together
belli olmaz
(Konuşma Dili) You never can tell./One never knows
beş parasız olmaz
not to have a bean
bu gece olmaz
not tonight
bu iş olmaz
that cat won't jump
bu kadar da olmaz
that takes the biscuit
bu kadar da olmaz
that's a bit stiff
deforme olmaz
nondeformable
dikensiz gül olmaz
(Atasözü) There is no rose without a thorn
doyum olmaz
one cannot have enough of, one never gets sick of
doyum olmaz
cannot have enough of
doyum olmaz
can't have enough of
doyum olmaz
one never gets sick of
dünyada (olmaz)
never in this world
eksik olmaz
unfailing
elçiye zeval olmaz
(Atasözü) An envoy cannot be blamed for his mission
emanete hıyanet olmaz
(Atasözü) One must always take special care of something entrusted to him
erenlerin sağı solu olmaz
(Atasözü) 1. A knowledgeable person achieves success no matter what course he follows. 2. Even the best of masters is unpredictable
güven olmaz
untrustworthy, undependable
güven olmaz
not trustworthy, unreliable
hamala semeri yük olmaz/değildir
(Atasözü) You don't feel the weight of those responsibilities which you are used to bearing
hatasız kul olmaz
(Atasözü) Nobody's perfect
hatasız kul olmaz
homer sometimes nods
hırsıza kilit/kapı/baca olmaz
(Atasözü) 1. There is no real safeguard against burglars. 2. If someone is really bent on evil there is no way to stop him
iflah olmaz
incorrigible
iflah olmaz
1. incorrigible (person). 2. hopeless (situation)
iflah olmaz
sad
inan olmaz. You can't have any faith
in (someone, something): Mücteba'nın laflarına inan olmaz. You can't have any faith in what Mücteba says
iyi olmaz
incurable
iyi olmaz hasta
incurable
katiyen olmaz
no way
kesinlikle olmaz
by no means
kesinlikle olmaz
no way
kul kusursuz/hatasız olmaz
(Atasözü) Nobody's perfect./To err is human
kusursuz güzel olmaz
(Atasözü) Even the best or the most beautiful things have their flaws
ne yapacağı belli olmaz
unpredictable
ol
olive
ol
he; she; it
ol
befall
ol
betide
ol
archaic
ol
that; those
ol
befell
ol
befallen
onun sonu iyi olmaz
he will come to no good
sağı solu belli olmaz
unpredictable

Tom's very unpredictable when he's been drinking. - Tom içki içerken çok sağı solu belli olmaz.

They're unpredictable. - Onların sağı solu belli olmaz.

sağı solu belli olmaz
incalculable
teşbihte hata olmaz
(Atasözü) Pardon the crude expression (said before or after one has compared someone or something to a person or thing regarded as crude or obscene)
teşbihte hata olmaz
let it not be misunderstood
yok olmaz
imperishable
yoğurtum/ayranım ekşidir diyen olmaz
(Atasözü) 1. No merchant ever runs down his own wares. 2. No one ever criticizes someone/something whom/that he himself supports
zorla güzellik olmaz
(Atasözü) If you try to bring something about by force, the results will be unsatisfactory
zurnada peşrev olmaz
(ne çıkarsa bahtına). (Atasözü) Don't expect to find rules or method in something which is based on improvisation
öküze boynuzu yük olmaz/ ağır gelmez
(Atasözü) You don't feel the weight of those responsibilities which you are used to bearing
ıslah olmaz
incorrigible

You are difficult and incorrigible. - Sen zor ve ıslah olmazsın.

ıslah olmaz
past redemption
ıslah olmaz
beyond redemption
ıslah olmaz
irreclaimable
الإنجليزية - الإنجليزية

تعريف olmaz في الإنجليزية الإنجليزية القاموس.

OL
my wife, my girlfriend, my mother (Internet abbreviation)
ol
Oliver's List of Newton Easter Eggs http: //www geocities com/SiliconValley/Bay/4931/index html
ol
Ordered List The Ordered List element represents a list of items sorted by sequence or order of importance Typical remdering is a numbered list of items
ol
OFFICE LIGHT DISTRICT
ol
on the label
ol
{ font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 10pt; margin-top: auto; margin-bottom: auto; color: #000000} The OL tag style creates a default look for an orderedlist in the HTML file item one item two
ol
A suffix denoting that the substance in the name of which it appears belongs to the series of alcohols or hydroxyl derivatives, as carbinol, glycerol, etc
ol
Operating loans, farm
ol
Overall Length
ol
orienting line
التركية - التركية
İmkânsız, gerçekleşemez
Yapılamayacak iş, tutum veya davranış
Yapılamayacak iş, tutum veya davranış: "Onun o gözüpekliği, onurla ölümü göze alışıdır ki, Atatürk'e olmazları oldurtmak gücünü vermiştir."- H. Taner
olur olmaz
Rastgele, sıradan
olur olmaz
Önemsiz, gereksiz, yersiz
OL
(Hukuk) O
ol
O gösterme sıfatı
ol
O gösterme sıfatı: "Dedi gördüm ol habibin aneasın"- Süleyman Çelebi. O gösterme zamiri
الإنجليزية - التركية

تعريف olmaz في الإنجليزية التركية القاموس.

OL
(Askeri) çalıştırma mahalli (operating location)
olmaz
المفضلات