neredeyse hiç

listen to the pronunciation of neredeyse hiç
التركية - الإنجليزية
hardly

He hardly studies chemistry. - O, neredeyse hiç kimya çalışmaz.

Tom hardly ever watches TV. - Tom neredeyse hiç TV izlemez.

scarcely

I can scarcely believe it. - Ben ona neredeyse hiç inanamıyorum.

He scarcely ever watches TV. - O, neredeyse hiç tv izlemez.

only just
next to nothing
hardly any

I have hardly any English books. - Neredeyse hiç İngilizce kitabım yok.

There's hardly any hope that he'll win the election. - Onun seçimi kazanacağına dair neredeyse hiç umut yok.

neredeyse hiç
المفضلات