lazım

listen to the pronunciation of lazım
التركية - الإنجليزية
necessary

It is not enough to defeat our external enemies, it is also necessary to exterminate our internal enemies. - Harici düşmanları yenmek yetmez, dahili düşmanları da imha etmek lazımdır.

It is necessary that you take a good rest. - İyice dinlenmen lazım.

wanted
requisite
necessary, required gerek, gerekli
gram. intransitive (verb)
required

You will do what is required of you. - Sana lazım olanı yapacaksın.

necessary, needed, required
needed
needful
ought
ought
it is necessary
lazım olan şey
necessary
lazım olmak
to be necessary, to be required
lazım olmak/gelmek
to be necessary, be needed, be required
lâzım olmak
be necessary
gitmem lazım
i gotta go
gitmem lazım
i have to go
adı lâzım değil
so and so
akrabalarımı aramam lazım
I need to call my relatives
arkadaşlarımı aramam lazım
I need to call my friends
avukatımı aramam lazım
I need to call my lawyer
elçiliği aramam lazım
I need to call the embassy
fırın ekmek yemesi lazım!
(Konuşma Dili) He has to put in (so much) time and effort (to achieve something)
için hangi hattı kullanmam lazım
Which line should I take
التركية - التركية
Gerek, gerekli
LAZIM
Geçişsiz (fiil)
LAZIM
Gerek, gerekli: "Yaratıcı hamleler yapmak isteyen bir millet için mutlaka bir şeye inanmak lazım."- O. S. Orhon
LÂZIM
(Osmanlı Dönemi) Bir şeyden aslâ ayrılmayan. Bir işte beraber bulunmasına ve vücuduna ihtiyaç olan şey
LÂZIM
(Osmanlı Dönemi) Lüzumlu, gerekli
LÂZIM
(Osmanlı Dönemi) Gr: Müteaddi olmayan LÂZIM FİİL (FİİL-İ LÂZIM) Fâilin zâtında kalan fiil. (Geldi, gitti, güldü gibi
VAKFI LAZIM
(Hukuk) Vakfeden veya yargıç tarafından fesh edilmesi olanaksız vakıf
neme lazım
Gereksiz, ihtiyaç olmama
neme lazım
Doğrusunu isterseniz, doğruyu söylemek gerekirse
neme lazım
"Bu işle ilgilenmem, buna karışmam" anlamında kullanılır
lazım
المفضلات