koşmak

listen to the pronunciation of koşmak
التركية - الإنجليزية
run

Running is good exercise. - Koşmak iyi egzersizdir.

You do not have to run fast. - Hızlı koşmak zorunda değilsiniz.

(tempolu) jog
scour
shin
career
rush
to harness; to put to work
leg it
scurry
(arabaya) team
yoke
/ardından, peşinden/ to pursue, try to get. koşar adımlarla running, at a run. Koşar adım marş/ileri! Run! (command given to a physical education class)
scamper
harness
course
scamper about
clip
leg
{f} to run

I really had to run for it to catch the train. - Ben treni yakalamak için gerçekten koşmak zorunda kaldım.

I had to run to the station. - Ben istasyona kadar koşmak zorunda kaldım.

put to work
go in haste
race about
lope
put
{f} trot
şart koşmak
stipulate
peşinde koşmak
pursue
koşma
{i} running

She goes running every morning. - O her sabah koşmaya gider.

I'm not good at swimming any more than running. - Yüzmede koşmaktan daha iyi değilim.

peşinde koşmak
seek
koş
{f} run

He goes running every morning. - O her sabah koşmaya gider.

She goes running every morning. - O her sabah koşmaya gider.

koşma
{i} rush
arabaya koşmak
hitch
at koşmak
horse
şart koşmak
condition
eve koşmak
make for home
koşma
trotting
koşma
ballad
koşma
stay

I don't know if I should stay or run. - Kalmam ya da koşmam gerekip gerekmediğini bilmiyorum.

yıldırım gibi koşmak
streak
koş
{f} trotting
koşma
run

Don't run around in the room. - Odanın etrafında koşma.

She goes running every morning. - O her sabah koşmaya gider.

koşma
running of
şart koşmak
Stipulate, lay down as a condition
alabildiğine koşmak
go flat out
alabildiğine koşmak
to run at full speed
ana avrat asfaltta koşmak
slang to swear at everybody present
arabaya koşmak
to hitch (horses) to a carriage
arabaya koşmak
span
arabaya koşmak
to hitch (the horses) to a carriage
arkasından koşmak
to run after
arkasından koşmak
to pursue (a person) to get a thing done
at koşmak
to hitch a horse to (a carriage)
at koşmak
to harness
aşağıya koşmak
run down
boyunduruğa koşmak
yoke
daha hızlı koşmak
outrun
daha hızlı koşmak
walk away from
deli gibi oraya buraya koşmak
tear about
dörtnala koşmak
gallop
dörtnala koşmak
career
dışarı koşmak
run out
eğlence peşinde koşmak
gad
eğlence peşinde koşmak
gad about
eğlence peşinde koşmak
gallivant
gücüne koşmak
to make more difficult
hantalca koşmak
lob
hızla koşmak
tear
hızlı koşmak
run hard
hızlı koşmak
go the pace
hızlı koşmak
sprint
imdadına koşmak
come to smb.'s rescue
iyi koşmak
be a good goer
içeriye koşmak
run in
işe koşmak
to make (sb) do a job
kadın peşinde koşmak
womanize
kadın peşinde koşmak
to run after women, to womanize, to cruise
karı kız peşinde koşmak
to womanize
koş
hurry up!
koş
inspan
koşma
racing
koşma
lit. free-form folk poem or song about love or nature
koşma
(Denizcilik) guy, stay
koşma
running, run; ballad; stiffener, stay
olanca gücüyle koşmak
rip along
olanca gücüyle koşmak
rip
peşinde koşmak
fish for
peşinde koşmak
search after
peşinde koşmak
ghost
peşinde koşmak
to run after, to go after
peşinden koşmak
1. to follow (someone) around (in the hope of obtaining something from him). 2. to try to obtain (something); to try to get (something) done
peşinden koşmak
run after
rahat koşmak
lope
rahvan koşmak
amble
tüm hızıyla koşmak
rip along
ufak tefek işlere koşmak
run messages
uzun ve rahat adımlarla koşmak
lope
yardıma koşmak
succour [Brit.]
yardıma koşmak
succor
yardımına koşmak
bat for
yardımına koşmak
come to smb.'s aid
yardımına koşmak
rally
yardımına koşmak
succor
yardımına koşmak
come to smb.'s rescue
yardımına koşmak
to come to sb's rescue, to succour, to succor
yavaş tempoda koşmak
jogtrot
yavaş tempoda koşmak
jog
yokuşa koşmak
to put (someone) to a great deal of trouble
yukarıya koşmak
run up
zora koşmak
to make things difficult for (someone), make difficulties for (someone)
zora koşmak
to raise difficulties
çamurlu suda koşmak
slop
çift koşmak
to harness to the plough
çifte koşmak
to hitch (an animal) to a plow team
şart koşmak
to stipulate, to provide
şart koşmak
lay down
şart koşmak
provide
şart koşmak
lay down as a condition
şart koşmak/koymak
to lay (something) down as a condition
şirk koşmak
to attribute a partner to (God)
التركية - التركية
Bir işle çok ilgilenmek, koşuşturmak
Bir yere ivedilikle gitmek
Birlikte iş görmesi için bir şeyi başka birinin yanına katmak, arkadaş olarak vermek
Adım atışlarını artırarak ileri doğru hızla gitmek: "Biriyle kavga ederken kızışacak olursa hızlı koşmak için pabuçlarını eline alan sokak çocukları gibi..."- R. N. Güntekin
Hayvanı çekeceği şeye bağlamak
Bir işle çok ilgilenmek, koşuşturmak: "Yok, yok, dedi, akşamdan beri ben koştum, biraz da onlar yorulsunlar."- M. Ş. Esendal
Şart ileri sürmek
Hayvanı çekeceği şeye bağlamak. Şart ileri sürmek: "Sarfiyat hususunda bir şart koşmuyorlar."- R. H. Karay
Adım atışlarını artırarak ileri doğru hızla gitmek
Bir yere ivedilikle gitmek: "Pencerede dolaşan gölgelerden bir şeyler sezmeğe çalışarak koşuyorum."- Y. Z. Ortaç
Koşuya çıkmak
Kovalamak, üstüne düşmek, izlemek
Birini, bir işte görevlendirmek
Koşma
(Osmanlı Dönemi) PU
Koşma
(Osmanlı Dönemi) HERVELE
koşma
Halk edebiyatının en yaygın bir şiir türü
koşma
Bir halatı, ağacı pekiştirmek için yanına konulan halat veya ağaç
koşma
Sazla okunmak için hece ölçüsü ile yazılmış, ilk parçasının birinci, ikinci ve dördüncü dizeleriyle öteki parçaların dördüncü dizeleri birbiriyle, kalan dizeler de kendi aralarında uyaklı, konuları sevgi ve doğa olayları olan bir halk şiiri
koşma
Koşmak işi
koşmak
المفضلات