kayıtsızlık

listen to the pronunciation of kayıtsızlık
التركية - الإنجليزية
unconcern
forgetfulness
oblivion
indifference

She assumed an air of indifference. - O kayıtsızlık hakkında bir hava üstlendi.

Indifference is like the ice on the poles: it kills everything. - Kayıtsızlık kutuplardaki buz gibidir: her şeyi öldürür.

indifference, unconcern, negligence, apathy
nonchalance
carelessness
unconcern, indifference
complacency
negligence
listlessness
{i} lukewarmness
estrange
coldness
disregard
stolidity
lukewarm
perfunctory
kayıtsız
indifferent

Lots of people in Japan are indifferent to politics. - Japonya'da bir sürü insan siyasete kayıtsız.

He seems to be indifferent to politics. - Politikaya kayıtsız görünüyor.

kayıtsız
{s} unregistered
kayıtsız
reckless
kayıtsız
freewheeling
kayıtsız
nonchalant
kayıtsız
apathetic

Having too many apathetic consumers is a danger for the economy. - Çok fazla kayıtsız tüketici olması ekonomi için bir tehlikedir.

I was really apathetic at first. - İlk başta gerçekten kayıtsızdım.

kayıtsız
regardless
kayıtsız
emotionless
kayıtsız
unreserved
kayıtsız
tepid
kayıtsız
cool
kayıtsız
casual
kayıtsız
stolid
kayıtsız
negligent
kayıtsız
unconcerned
kayıtsız
harumscarum
kayıtsız
lukewarm
kayıtsız
neglectful
kayıtsız
impassive
kayıtsız
incurious
kayıtsız
stationery
Kayıtsız
oblivious
kayıtsız
{s} careless
kayıtsız
headlong
kayıtsız
{s} forgetful
kayıtsız
{s} unrecorded
kayıtsız
{s} devil may care
kayıtsız
{s} listless
kayıtsız
{s} footloose
kayıtsız
uninscribed
kayıtsız
{s} apathetical
kayıtsız
derelict
kayıtsız
feckless
kayıtsız
unconditional

Sovereignty unconditionally belongs to the nation. - Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.

Do you love me unconditionally? - Beni kayıtsız şartsız seviyor musun?

kayıtsız
indifferent, unconcerned, stolid, apathetic, negligent, reckless; unregistered, unrecorded; unconditional
kayıtsız
carefree
kayıtsız
unregistered, unrecorded
kayıtsız
unconcerned, indifferent
kayıtsız
unmindful
kayıtsız
rough and ready
kayıtsız
unlimited
kayıtsız
freehearted
التركية - التركية
Aldırmazlık, ilgisizlik, umursamazlık, lâkaydî
kayıtsız
Aldırmaz, ilgisiz, umursamaz, lakayıt: "Sert, çabuk unutan kayıtsız bir asker durumu alacaktı."- H. E. Adıvar
kayıtsız
Kaydı yapılmamış, deftere veya yazıya geçirilmemiş olan
kayıtsız
Aldırmaz, ilgisiz, umursamaz, lâkayıt
kayıtsız
Bir şarta bağlı olmayan
kayıtsızlık
المفضلات