kabul!

listen to the pronunciation of kabul!
التركية - الإنجليزية
ditto!
Right you are
admission

Please tell me the requirements for admission to the college. - Koleje kabul için gerekli şeyleri anlatabilir misiniz.

He was granted admission to the university. - O, üniversiteye kabul edildi.

assent
{i} admittance
acceptance

Tom's acceptance speech was OK. - Tom'un kabul konuşması iyiydi.

His acceptance of the present was regarded as bribery. - Onun hediyeyi kabul etmesi rüşvet olarak kabul edildi

concession
acknowledgement
ok
approval
acceptance; assent; acquiescence; admission; reception; approval; OK, Okay!, All right!, Agreed!, Done
agreed

They agreed to work together on the project. - Projede birlikte çalışmayı kabul ettiler.

They agreed to work together. - Birlikte çalışmayı kabul ettiler.

(Kanun) accept

Do you accept credit cards? - Kredi kartlarını kabul ediyor musunuz?

I accepted her invitation. - Onun davetini kabul ettim.

(Bilgisayar) accepted

I accepted her invitation. - Onun davetini kabul ettim.

They accepted him as the city's best doctor. - Onlar onu şehrin en iyi doktoru olarak kabul ettiler.

(Kanun) acquiescing
acknowledge

His achievements were acknowledged. - Onun başarıları kabul edildi.

He acknowledged my presence with a nod. - O, bir baş selamı ile varlığımı kabul etti.

acquiescence
compliance
(Ticaret) accepting

I persuaded him into accepting the offer. - Öneriyi kabul etmesi için onu ikna ettim.

Thanks for accepting my friend request on Facebook. - Facebookdaki arkadaşlık isteğini kabul ettiğin için teşekkür ederim.

all right!

All right. I'll accept your offer. - Tamam, önerinizi kabul edeceğim.

acceptance bill
well and good
okay
allowance
all well and good
adoption
agreement

An agreement acceptable to all parties was finally reached. - Tüm partiler için kabul edilebilir bir anlaşmaya sonunda ulaşıldı.

We had to agree to total confidentiality and sign a non-disclosure agreement. - Toplam gizliliği kabul etmek ve bir gizlilik sözleşmesi imzalamak zorundaydık.

permit
(Ticaret) election
avow
acceptence
enactment
acceptation
sanction
reception

Tom was given a warm reception. - Tom'a sıcak bir kabul verildi.

He circulated from table to table at the reception. - Kabulde masadan masaya dolaştı.

accept to
acception
it's a bargain
drawing room
(Nükleer Bilimler) assumption
thumbs up

Tom gave Mary a thumbs up. - Tom Mary'yi kabul etti.

enact
acquiescense
done

He admitted having done wrong. - O, yanlış yaptığını kabul etti.

It's very unlikely that the teacher will believe Tom's excuse for not having his homework done on time. - Öğretmenin ev ödevini zamanında yapmadığı için Tom'un özrünü kabul etmesi çok zayıf bir olasılıktır.

(Hukuk) acceptance, approval, formal confirmation, admission
receiving

I also use this study for receiving guests. - Bu çalışma odasını misafirleri kabul etmek için de kullanırım.

acceptance; assent: acquiescence
{i} recognition
{i} acknowledgment
receiving (someone)
approve

The motion was approved unanimously. - Önerge oy birliği ile kabul edildi.

The treaty was approved. - Antlaşma kabul edildi.

I accept it./I agree./I assent
الإنجليزية - الإنجليزية
The capital of Afghanistan
the capital city of Afghanistan. City (pop., 1993 est.: 700,000), capital of Afghanistan. Located on the Kbul River in a valley strategically located between mountain passes, it has existed for some 3,500 years. It became the capital of the Mughal dynasty in the 16th century, and it remained under Mughal rule until 1738, when it was captured by the Iranian conqueror Ndir Shah. Kabul has been the capital of Afghanistan since 1776. When the Soviet Union invaded Afghanistan in 1979, it established a military command in Kabul. After the Soviet withdrawal in 1989, factional fighting among Afghan guerrillas continued intermittently and the city suffered widespread destruction. In 1996 the Taliban captured Kabul and imposed an austere form of Islamic rule. The city began to recover from years of violence only when the Taliban government was overthrown in 2001
{i} capital of and largest city in Afghanistan
the capital and largest city of Afghanistan; located in eastern Afghanistan
التركية - التركية
(Osmanlı Dönemi) Bir malı satın almak için kabul ettiğini bildiren sözdür. Bak: İcab
(Osmanlı Dönemi) Avcıların kemendi
Yanına, katına alma
Avcı kemendi
Bir şeye isteyerek veya istemeyerek razı olma
Bir yere alınma
Rıza veya izin, akseptans
Bir şeye isteyerek veya istemeyerek razı olma: "Her mihnet kabulüm yeter ki / Gün eksilmesin penceremden."- C. S. Tarancı
Konukları veya işi olanları yanına, katına alma: "Kış yaklaştığı için Nevin'in hafta başı kabulleri hararetleniyordu."- P. Safa
Akseptans
Bir öneriyi uygun bulma, onaylama
Sunulan bir şeyi, armağanı alma
الإنجليزية - التركية
{i} kâbil

Afganistan'ın başkenti Kabil'dir. - Kabul is the capital of Afghanistan.

Kabil Afganistan'ın başkentidir. - Kabul is Afghanistan's capital city.

(isim) kâbil
kabul!
المفضلات