küstahsın

listen to the pronunciation of küstahsın
التركية - الإنجليزية

تعريف küstahsın في التركية الإنجليزية القاموس.

küstah
{s} insolent

These bank employees seem so politely insolent lately. I wonder what's behind it. - Bu banka çalışanları son zamanlarda çok kibarca küstah görünüyor. Ben bunun arkasında ne olduğunu merak ediyorum.

I am not insolent towards them. - Onlara karşı küstah değilim.

küstah
impertinent

He was impertinent to his father. - O, babasına karşı küstahtı.

küstah
cool
küstah
cheeky
küstah
arrogant

Dan isn't an arrogant and disdainful guy. - Dan küstah ve kibirli bir adam değil.

Everybody hates Dan's arrogant attitude. - Herkes Dan'ın küstahça tavrından nefret ediyor.

küstah
ill-mannered
küstah
snot
küstah
{s} flip

Don't be flippant about this. - Bu konuda küstah olma.

küstah
{s} insulting
küstah
arrogance

I can't stand his arrogance. - Ben onun küstahlığına dayanamam.

I can't stand his arrogance any longer. - Onun küstahlığına daha fazla dayanamam.

küstah
bald
küstah
baldfaced
küstah
blatant
küstah
unbridled
küstah
bold

Boldly, she asked me the question. - Küstahça,bana soru sordu.

küstah
fresh

Don't be fresh to me. - Bana karşı küstahlık yapma.

küstah
forward
küstah
brazen
küstah
nervy
küstah
chit
küstah
brash
küstah
audacious
küstah
defiant
küstah
presumptuous

Aren't you being a little presumptuous? - Biraz küstahça davranmıyor musun?

It's presumptuous to call this a palace. Essentially, it's a big house. - Buna bir saray diyen küstahtır. Aslında bu büyük bir ev.

küstah
bold faced
küstah
brassy
küstah
presuming
küstah
overbearing

His overbearing manner infuriates me. - Onun küstah tavrı beni kızdırıyor.

küstah
flippant

Don't be flippant about this. - Bu konuda küstah olma.

küstah
assuming
küstah
chesty
küstah
too familiar
küstah
malapert
küstah
stroppy
küstah
impudent, insolent, saucy, cheeky, impertinent, flippant, arrogant, audacious, brazen, brash
küstah
unabashed
küstah
impudent

Just as I was asking her to marry me, an impudent fellow jumped in. - Tam ben onun benimle evlenmesini istiyorken küstah adam atladı.

küstah
pushing
küstah
ill mannered
küstah
flipping
küstah
contumelious
küstah
hardy
küstah
immodest
küstah
{s} wise
küstah
saucy
küstah
pert
küstah
domineer
التركية - التركية

تعريف küstahsın في التركية التركية القاموس.

Küstah
(Osmanlı Dönemi) DESTE
küstah
Sıra, saygı tanımadan davranan (kimse)
küstah
Sıra, saygı tanımadan davranan (kimse): "Babasının koltuğuna küstah bir tarzda oturmuş, bacaklarını, yatar gibi uzatmış ve laubali şeyler söylüyor."- R. N. Güntekin