itiraz

listen to the pronunciation of itiraz
التركية - الإنجليزية
objection

I have no objection to your plan. - Planına itirazım yok.

They stated their objections. - Onlar itirazlarını belirttiler.

contest

She decided not to contest the charges in court. - O, mahkemedeki suçlamalara itiraz etmemeye karar verdi.

opposition
(Kanun) demurral
expections
reclaim
demur
but

I don't object to your going out to work, but who will look after the children? - Ben çalışmak için dışarı gitmene itiraz etmiyorum fakat çocuklara kim bakacak.

We objected, but she went out anyway. - Biz itiraz ettik ama o yine de dışarı gitti.

disapproval
law protest
cavil
deprecation
expostulation
objection, disapproval
outcry
objection, disapproval, protest; plea
protest

He submitted his resignation in protest of the company's policy. - İstifasını şirket politikasına itiraz ederek sundu.

remonstrance
contradiction
challenge

Sami didn't challenge that. - Sami ona itiraz etmedi.

Tom accepted my challenge. - Tom benim itirazımı kabul etti.

protestation
impeachment
plea
difficulty
itiraz etmek
object

I don't mean to object to your proposal. - Amacım önerine itiraz etmek değil.

itiraz etmek
object to

I don't mean to object to your proposal. - Amacım önerine itiraz etmek değil.

itiraz edilemez
unassailable
itiraz etme, tartışma
dispute
itiraz etmek
contest
itiraz etmek
dispute
itiraz dilekçesi
pleading
itiraz eden
demurrer
itiraz eden
(Kanun) petitioner
itiraz ediyorum
(Kanun) objection!
itiraz etmek
(Kanun) file an appeal
itiraz etmek
blow the whistle on
itiraz etmek
take objection to
itiraz etmek
raise an objection to
itiraz etmek
remonstrate
itiraz etmek
take issue with
itiraz etmek
argue against something
itiraz etmek
(Kanun) bar
itiraz reddedildi
(Kanun) objection overruled!
itiraz davası
(Kanun) action of objection
itiraz dilekçesi
bill of exception
itiraz eden
remonstrant
itiraz eden
objecting
itiraz eden
deprecating
itiraz ederek
protestingly
itiraz ederek
protesting
itiraz ederek ödemek
pay under protest
itiraz edilebilir
objectionable
itiraz edilebilir
disputable
itiraz edilebilir
exceptionable
itiraz edilebilir
controvertible
itiraz edilebilir
contestable
itiraz edilebilirlik
objectionableness
itiraz edilemez
incontestable
itiraz edilemez
unexceptional
itiraz edilemez
noncontestable
itiraz edilemez
unexceptionable
itiraz edilemez
unobjectionable
itiraz edilemezlik
undeniability
itiraz edilemezlik
(Kanun) incontestability
itiraz edilen hukuki tasarruf
(Politika, Siyaset) contested act
itiraz edilen tasarruf/işlem
(Hukuk) contested act
itiraz edilir
challengeable
itiraz edilmeyen
undefended
itiraz ediyorum sayın yargıç
objection your honor
itiraz etmeden
without protest
itiraz etmek
except
itiraz etmek
contravene
itiraz etmek
argue
itiraz etmek
deprecate
itiraz etmek
oppose
itiraz etmek
take exception to
itiraz etmek
buck
itiraz etmek
protest against
itiraz etmek
to object (to), raise an objection (against)
itiraz etmek
expostulate
itiraz etmek
argue against smth
itiraz etmek
demur
itiraz etmek
to object (to), to protest
itiraz etmek
gainsay
itiraz etmek
interpose
itiraz etmek
protest
itiraz etmek
challenge
itiraz etmek
make an objection to
itiraz etmeyin
but me no buts
itiraz hakkı
right of objection
itiraz hakkı
(Kanun) right of opposition
itiraz hakkının düşmesi
(Kanun) estoppel
itiraz kabul edildi
objection sustained
itiraz kabul etmemek
take no denial
itiraz kabul etmez
unchallengeable
itiraz kabul etmez
unchallenged
itiraz kaldırmaz
beyond cavil
itiraz komisyonu
(Kanun) commission of appeals
itiraz masrafı
(Kanun) cost of objection
itiraz mektubu
objection letter
itiraz müddeti
(Kanun) period for plea
itiraz müddeti
(Kanun) reclamation period
itiraz nedeni
objection
itiraz olunabilir bir şekilde
exceptionably
itiraz olunamaz
undeniable
itiraz sebebi
(Kanun) ground for challenge
itiraz süresi
(Ticaret) reclamation period
itiraz etmek
argue against
itiraz etmek
take an objection to sth
itirazlar
Objections
davaya itiraz
demurrer
hakem kararına karşı itiraz
(Kanun) impeachment of award
itiraz etmek
stink
karara itiraz eden kimse
contestant
taraf tutan yargıca itiraz etmek
challenge a judge for bias
ödüle itiraz eden kimse
contestant
şiddetle itiraz etmek
kick up a stink
şiddetle itiraz etmek
raise a stink
التركية - التركية
Bir düşünce veya kararı benimsemeyerek karşı çıkma: "Oyuncuların itirazına rağmen bir üçüncü olarak katılıyordu."- S. F. Abasıyanık
Bir düşünce veya kararı benimsemeyerek karşı çıkma
Söylenecek söz, karşı söyleme
(Osmanlı Dönemi) kabul etmediğini belirtme, karşı çıkma
Söylenecek söz, karşı söyleme: "Onun verdiği emre itirazı hiçbirimiz aklımızdan geçirmiyoruz."- R. N. Güntekin
itiraz etmek
Bir düşünce veya kararın karşıtını ileri sürmek, karşı çıkmak
BORCA İTİRAZ
(Hukuk) İcra takibinde borçlunun imzaya itirazı dışında kalan itirazı
İtirazlar
(Hukuk) İTİRAZAT
itiraz
المفضلات