تعريف honor في الإنجليزية التركية القاموس.
- {f} onurlandırmak
- şereflendirmek
Yunanların önde gelen tanrısı Zeus'u şereflendirmek için İsa'dan Önce 776'da ilk Olimpiyat oyunları Olimpos Dağının eteğinde düzenlendi.
- In 776 B.C., the first Olympic Games were held at the foot of Mount Olympus to honor the Greeks' chief god, Zeus.
- {i} namus
- {i} şeref
Açılış töreninde kurucunun şerefine bir plaket verildi.
- At the inauguration ceremony a plaque was unveiled in honor of the founder.
Bir veda partisi, Bay Smith'in şerefine düzenlendi.
- A farewell party was held in honor of Mr Smith.
- {i} onur
Ne kadar tehlike, o kadar onur.
- The more danger, the more honor.
Onur ve ölüm arasında bir seçim yapmalısın.
- You must choose between honor and death.
- kabul edip karşılığını ödemek honor a debt borcunu ödemek
- (Askeri) SAYGI GÖSTERMEK, TAKDİR ETMEK: Saygı göstermek, bir şeref payesi vermek veya bir başarıyı tanımak
- {f} kabul etmek (çek)
- paye
- fazilet
- tebcil etmek
- tazim
- rütbe
- {f} şereflendir
Yunanların önde gelen tanrısı Zeus'u şereflendirmek için İsa'dan Önce 776'da ilk Olimpiyat oyunları Olimpos Dağının eteğinde düzenlendi.
- In 776 B.C., the first Olympic Games were held at the foot of Mount Olympus to honor the Greeks' chief god, Zeus.
- bkz.honour
- {f} şeref vermek
- {i} golfte başlama vuruşu hakkı
- {f} saygı göstermek
- iffet
- yargıçlara verilen ünvan
- {i} misafir ağırlama
Misafir ağırlamak ister misin?
- Would you like to do the honors?
- nam
- hürmet etmek
- şöhret
- {i} özsaygı
- onur,v.şereflendir: n.şeref
- {f} onur nişanı vermek
- {i} saygınlık
- {i} hürmet
- {i} övünç
- {f} -i şereflendirmek, -e şeref vermek
- yüz akı
- {f} (bono/çek) kabul edip karşılığını ödemek
- {i} izzetinefis
- {f} saymak
- saygıdeğerlik
- ün
O bizim üniversite için bir onurdur.
- She is an honor to our college.
Üniversite ona fahri doktora unvanı verdi.
- The college bestowed an honorary degree on him.
- şeref kaynağı
- {i} büyük koz
- bkz
- itibar
- {i} haysiyet
- ödemek
- onurdur
- (isim) Nebahat
- honour
- şereflendirmek
- honour
- {f} onurlandırmak
- honour
- {i} şeref
- honour
- onur
Onurlu bir insan olmak için edepsizlik etmekten kaçınmalısın.
- You must avoid misbehaving in order to be a honourable person.
Sizi evimde burada bulmanın beklenmedik onurunu neye borçluyum?
- To what do I owe the unexpected honour of finding you here in my house?
- Honor crime
- Töre cinayeti, namus cinayeti
- honor killing
- namus cinayeti
- honor society
- onursal topluluk
- honor student
- onur öğrencisi
- honor system
- onur sistemi
- honoris causa (by reason of honor)
- onur honoris causa (dolayısıyla)
- honor a check
- çeki ödemek
- honor a debt
- borcunu ödemek
- honor company
- (Askeri) ISLAH BÖLÜĞÜ: Genel mahpusları eğitime tabi tutmak ve şerefli görev durumuna geçmelerine imkan hazırlamak maksadıyla, ıslah merkezlerinde kurulan birlik
- honor graduate
- (Askeri) MUVAZZAFLIĞA EHLİYETLİ YÜKSEK OKUL MEZUNU: ABD'de, Yedek Subay Hazırlık Eğitim Teşkilatının (Reserve Officer Training Corps) bir üyesi sıfatıyla üstün bilgiye, sevk ve idare niteliğine iyi ahlak ve askerlik kabiliyetine sahip olduğu sicilinde yazılı bulunan bir yüksek okul, üniversite veya askeri okul mezunu
- honor guard
- (Askeri) MERASİM KITASI, ŞEREF KITASI, İHTİRAM NÖBETÇİSİ: Bak. "guard of honor"
- honor his commitment
- (Politika, Siyaset) verdiği sözü tutmak
- honor roll
- iftihar listesi
- Honesty, let alone honor, was not in him
- Şeref şöyle dursun, onda dürüstlük namına bir şey yoktu
- your honor
- sayın yargıç
İtiraz ediyorum sayın yargıç, bunların hepsi spekülasyon.
- Objection, Your Honor, this is all speculation.
İtiraz ediyorum, sayın yargıç!
- Objection, your honor!
- guard of honor
- şerefini koruma
- honour
- gurur
- bring honor to
- onurlandırmak
- his honor
- sayın yargıç
- honored
- şereflendirilmiş
- honoring
- (Ticaret) kabul görme
- honoring
- şereflendirmek
- honoring
- şereflendirerek
- honour
- (Osmanlıca) ihtiram
- honour
- teşrif etmek
- honour
- izaz
- honour
- izaz etmek
- honour
- (Ticaret) karşılığını ödemek
- honour
- ululamak
- honour
- itibar etmek
- honour
- ödemek
- honour
- onur vermek
- honour
- ırz
- honour
- izzet
- honoured
- şereflendirmek
- honoured
- onurlanmak
- honoured
- müşerref olmak
- honoured
- muazzez
- honouring
- teşrif
- bring honor to
- onurlandır
- brought honor to
- onurlandır
- do honor to
- şereflendirmek
- honored
- {f} şereflendir
- honoring
- {f} şereflendir
- honoring
- {i} şereflendirme
- honour
- {f} şereflendir
- honour
- (bono/çek/vb.) kabul edip ödemek
- honour
- saygı
- honour
- saygıdeğerlik
- honour
- itibar
- honoured
- {f} şereflendir
- honours
- mezuniyet derecesi
- honours
- şeref derece
- maid of honor
- nedime
Nedimem olmanı istiyorum.
- I want you to be my maid of honor.
- medal of honor
- onur madalyası
- word of honor
- şeref sözü
Sana yüce şeref sözümü veriyorum.
- I give you my supreme word of honor.
- your honor
- sayın başkan
- brought honor to
- onurlandir
- code of honor
- onur kodu
- honor of
- namusluk
- honored
- sereflendirilmis
- honored
- mübeccel
- honoring
- şereflendir(mek)
- honoured
- şereflendirilen
- knight of honor
- onur şövalyesi
- legion of honor
- onur lejyonu
- maid of honor
- Kendisi bekâr olan nedime
- matron of honor
- Kensdisi de evli olan nedime
- obligating one to honor a bill
- bir tasarıyı onurlandırmak için bir zorlayan
- of honor
- onur
- pledge one's honor
- sözü bir şeref
- take care to uphold the honor
- onur desteklemeyi dikkat
- Honors
- Onur nişanı
- Honors
- şeref payesi
- Legion of Honor
- onur nişanı (fransa)
- Your/His Honor
- Sayın Başkan (belediye başkanı)
- Your/His Honor
- Sayın Yargıç
- acceptance for honor
- (Ticaret) tavassutsuz kabul
- acceptance for honor
- (Kanun,Ticaret) hatır kabulü
- affair of honor
- namus meselesi
- affair of honor
- şeref meselesi
- affair of honor
- (isim)mus meselesi, şeref meselesi
- an affair of honor
- namus veya şeref meselesi
- battle honor
- (Askeri) MUHAREBE ŞEREF ŞERİDİ: Bir şerefe iştiraki göstermek üzere, bir birliğe veya bir şahsa verilen mükafat. Muharebeye iştirak ettiğini belirtmek veya birlik madalyası ile taltif edildiğini göstermek üzere, bir birlik bayrak gönderine, sancağına, makam forsuna takılan şerit veya kurdele
- brought honor to
- onurlandırılmıştır
- code of honor
- ahlak kuralları
- congressional medal of honor
- (Askeri) ŞEREF MADALYASI: Bak. "Medal of Honor"
- debt of honor
- şeref borcu
- debt of honor
- kumar borcu
- defend one’s honor
- namusunu korumak
- discharge without honor
- (Askeri) UYGUNSUZLUKTAN TERHİS: Hizmetin şerefle ve sadakatle yerine getirilmediği ahlak notu "zayıf" veya "çok zayıf" olan veya şerefsiz terhis (dishonorable discharge) yapılmasına imkan bulunmayan hallerde, resmen uygulanan terhis işlemi. Bak. "blue discharge" ve "undesirable discharge"
- do honor to
- -i şereflendirmek, -e şeref kazandırmak
- escort of honor
- (Askeri) Şeref kıtası, tören mangası
- escort of honor
- (Askeri) ŞEREF KITASI: Herhangi bir kimseye saygı nişanesi olarak refakat etmekle görevli kıta. Yüksek rütbeli veya yüksek mevki sahibi bir şahsa refakat eden kıta. Bknz. "guard of honor"
- guard of honor
- ask. şeref kıtası
- guard of honor
- şeref kıtası
- guard of honor
- (Askeri) MERASİM KITASI: Bir merasimin yapılmasına memur olan veya bir merasime katılan kıta
- guest of honor
- şeref konuğu/misafiri
- honor roll
- övünç çizelgesi
- honored
- {s} onurlu
Tom'un çok onurlu olduğunu biliyorum.
- I know Tom was truly honored.
Seni tanımaktan çok mutlu ve onurluyum.
- I'm very happy and honored to know you.
- honored
- {s} şerefli
- honoring
- ihtiram
- honour
- {i} saygınlık
- honour
- {i} misafir ağırlama
- honour
- {i} hürmet
- honour
- {i} golfte başlama vuruşu hakkı
- honour
- {f} saymak
- honour
- {f} onur ver
- honour
- {f} kabul etmek (çek)
- honour
- {i} övünç
- honour
- {f} şeref vermek
- honour
- i., f., İng., bak. honor
- honour
- {i} haysiyet
- honour
- {f} onur nişanı vermek
- honour
- {i} büyük koz
- honour
- {f} saygı göstermek
- honour
- öde/şereflendir
- honour
- {i} özsaygı
- honour
- {i} izzetinefis
- honour
- {i} namus
- honoured
- {s} onurlu
- honoured
- {s} şerefli
- honoured
- müşerref
- honours
- şeref payesi
- honours
- onur nişanı
- in honor of
- şerefine
Açılış töreninde kurucunun şerefine bir plaket verildi.
- At the inauguration ceremony a plaque was unveiled in honor of the founder.
Büyük filozofun şerefine muazzam bir anıt dikildi.
- An immense monument was erected in honor of the eminent philosopher.
- maid of honor
- baş nedime
- maid of honor
- (isim)dime
- matron of honor
- (isim)dime
- matron of honor
- nedime
- medal of honor
- (Askeri) ŞEREF MADALYASI: Muharebede kendi hayatını, görevinin icap ettirdiğinden de fazla derecede tehlikeye atan bir askere, kongre adına verilen madalya. Buna yanlış olarak (Congressional Medal of Honor) da denir. Bu madalya ABD'nin verdiği en yüksek nişandır. Nişan sıra numarası 1'dir. Ayrıca bakınız: "rosette"
- objection your honor
- itiraz ediyorum sayın yargıç
- on my honor
- şerefim üzerine
- on my honor
- namusum üzerine
- parole of honor
- şeref sözü
- point of honor
- şeref meselesi
- roll of honor
- şehit düşenlerin listesi
- seat of honor
- başköşe
- seat of honor
- (Madencilik) başsedir
- uphold one’s honor
- namusunu korumak
- upon my honor
- namusum üzerine
- upon my honor
- şerefim üzerine
- word of honor
- namus sözü