heyecanlan

listen to the pronunciation of heyecanlan
التركية - الإنجليزية
{f} thrilled

My cat is thrilled with joy when she gets fish for dinner. - Kedi akşam yemeği için balık aldığında sevinçten heyecanlandı.

He's thrilled with his new job. - O, yeni işinde heyecanlanıyor.

{f} thrill

My cat is thrilled with joy when she gets fish for dinner. - Kedi akşam yemeği için balık aldığında sevinçten heyecanlandı.

Tom will be thrilled to see you. - Tom seni görmekten heyecanlanacak.

{f} twittering
{f} thrilling
twitter
heyecan
thrill

If the loser smiled the winner will lose the thrill of victory. - Kaybeden gülümserse kazanan zaferin heyecanını kaybeder.

My cat is thrilled with joy when she gets fish for dinner. - Kedi akşam yemeği için balık aldığında sevinçten heyecanlandı.

heyecan
{i} excitement

Don't you want a little excitement? - Birazcık heyecan istemez misin?

Her heart was throbbing with excitement. - Heyecandan kalbi titriyordu.

heyecan
{i} fever

You're still feverish. - Sen hâlâ heyecanlısın.

heyecan
{i} spice
heyecan
excitement, thrill, flutter, fluster, the jitters, kick; enthusiasm, emotion
heyecan
{i} emotion

Tom listened to what Mary had to say without showing any emotion. - Tom Mary'nin söylemek zorunda olduğu şeyi herhangi bir heyecan göstermeden dinledi.

She didn't display any type of emotion. - O herhangi tipte heyecan göstermedi.

heyecan
sensation

The news was sensational. - Haber heyecan vericiydi.

The hair style of the Beatles created a sensation. - Beatles'ın saç stili heyecan yarattı.

heyecan
{i} stir

The news caused a huge stir. - Haber büyük bir heyecan yarattı.

The news is creating a stir. - Haber heyecan yaratıyor.

heyecan
affect
heyecan
taking
heyecan
agitate

I feel tense and agitated when I have too much work to do. - Yapacak çok işim olduğu zaman gergin ve heyecanlı hissediyorum.

Tom got very agitated. - Tom çok heyecanlandı.

heyecan
trepidation
heyecan
whirl
heyecan
ery
heyecan
enthusiasim
heyecan
jitter
heyecan
perturbation
heyecan
turn

He turns me on when he wears those clothes. - O, bu elbiseyi giydiği zaman beni heyecanlandırır.

She turned on her lover. - O, aşkını heyecanlandırdı.

heyecan
ardour
heyecan
storm
heyecan
flutter
heyecan
buck fever
heyecan
tizzy
heyecan
scene

That's a heartwarming scene. - Bu heyecanlandırıcı bir sahne.

heyecan
feeling
heyecan
flurry
heyecan
tumult
heyecan
spirit
heyecan
jitters
heyecan
ferment
heyecan
stew
heyecan
excited to
heyecan
vibe
heyecan
thrill to

It's always a thrill to play with you. - Seninle oynamak her zaman bir heyecan.

heyecan
{i} kick

He killed the old lady just for kicks. - Sadece heyecan olsun diye yaşlı bayanı öldürdü.

He shed innocent blood just for kicks. - Sadece heyecan olsun diye masum kanı döktü.

heyecan
ardor
heyecan
{i} flap
heyecan
{i} dither
heyecan
{i} springtide
heyecan
exaltation
heyecan
{i} glow
heyecan
enthusiasm

I don't share your enthusiasm. - Ben de senin heyecanını paylaşmıyorum.

The children played in the mud with enthusiasm. - Çocuklar heyecanla çamurda oynadılar.

heyecan
excitement; ardor; agitation; emotion
heyecan
fire
heyecan
commotion
heyecan
{i} agitation
heyecan
razzle dazzle
heyecan
{i} tingle
heyecan
{i} shiver
heyecan
{i} flush
heyecan
{i} tension
heyecan
fermentation
heyecan
animation
heyecan
{i} warmth
heyecan
{i} pucker
heyecan
{i} drama

It was a dramatic moment. - Heyecan verici bir andı.

heyecan
{i} rhapsody
heyecan
{i} vibes
heyecan
the shivers
heyecan
suspense (pleasant excitement as to the outcome of a situation)
heyecan
fluster
heyecan
{i} yeast
heyecan
swivet
heyecan
ardour [Brit.]
heyecan
{i} twitter
heyecan
{i} bang
heyecan
state

Tom was in a very agitated state. - Tom çok heyecanlı bir durumdaydı.

heyecan
{i} ruffle
heyecan
{i} furore
heyecan
{i} wallop
heyecan
frisson
heyecan
{i} furor
heyecan
{i} vibration
heyecan
splash
التركية - التركية

تعريف heyecanlan في التركية التركية القاموس.

HEYECAN
(Osmanlı Dönemi) Coşkunluk. Coşmak
HEYECAN
(Osmanlı Dönemi) Birden bire şiddetle hislenme. Ürperme
heyecan
Coşku
heyecan
Sevinç, korku, kızgınlık, üzüntü, kıskançlık, sevgi gibi sebeplerle ortaya çıkan güçlü ve geçici duygu durumu
heyecanlan
المفضلات