harici

listen to the pronunciation of harici
التركية - الإنجليزية
external

Tom is using an external hard disk. - Tom harici bir hard disk kullanıyor.

Tom copied all the files on his internal hard disk to an external hard disk. - Tom bilgisayarda bulunan dahili hard diskteki tüm dosyaları harici bir hard diske kopyaladı.

external, exterior, outside, outer; foreign
outside
external, exterior
exoteric
outdoor
outer
exterior
(Bilgisayar) auxiliary
exogenous
exo-
extrinsic
out

The house was cleaned inside and out. - Ev dahili ve harici temizlendi.

external to
outward
adventitious
hariç
excluding

Excluding Barack Obama, all presidents of the United States were white. - Barack Obama hariç Amerika Birleşik Devletlerinin bütün başkanları beyazdı.

This book has 252 pages, excluding illustrations. - Çizimler hariç, bu kitabın 252 sayfası var.

hariç
except

I work every day except for Sundays. - Pazar günleri hariç her gün çalışırım.

In most countries, with the exception of the Arab countries and Israel, Saturday and Sunday are defined as the weekend. - Birçok ülkede, Arap ülkeleri ve İsrail hariç genellikle Cumartesi ve Pazar, hafta sonu günleri olarak ilan edilmiştir.

harici anten
outdoor antenna
harici gerilim
external voltage
harici
external work
harici kullanım
for external use only
harici olarak
exoterically
hariç
but

Everybody but Tom was present. - Tom hariç herkes vardı.

Tom seems to have packed everything but the kitchen sink. - Tom mutfak lavabosu hariç her şeyi paketlemiş gibi görünüyor.

hariç
except for

Except for Tom, the family was all watching TV in silence. - Tom hariç, bütün aile sessizce TV izliyordu.

Everyone left, except for us. - Biz hariç herkes gitti.

hariç
the outside exterior, outer surface; abroad, foreign coutry, foreign place; externa; outside; excep, excepting, except for, apart from, excluding,exclusive of, with the exception of
hariç
exempt
hariç
short
hariç
abroad
hariç
external
hariç
saving
hariç
stinging
hariç
foreign country
hariç
exogenous
hariç
exclusive

Are the profits exclusive of taxes? - Kârlar vergilerden hariç mi?

This book has 252 pages exclusive of illustrations. - Bu kitabın, çizimler hariç 252 sayfası vardır.

hariç
always excepting
hariç
foreign place
konu harici
off-topic
mevzu harici
out of the question
hariç
save for
hariç
save

All the workers went home save one. - Biri hariç tüm işçiler eve gitti.

I work every day save Sundays. - Pazar günleri hariç her gün çalışırım.

hariç
other than

All the essays, other than yours, were good. - Seninki hariç tüm denemeler iyiydi.

hariç
exclusive of

Are the profits exclusive of taxes? - Kârlar vergilerden hariç mi?

This book has 252 pages exclusive of illustrations. - Bu kitabın, çizimler hariç 252 sayfası vardır.

hariç
excepted
hariç
besides
hariç
exterior
Hariç
excl

Excluding Barack Obama, all US presidents were white. - Barack Obama hariç bütün ABD başkanları beyazdı.

This book has 252 pages, excluding illustrations. - Çizimler hariç, bu kitabın 252 sayfası var.

bonus harici sözleşmeler
(Politika, Siyaset) non-bonus contracts
dahili ve harici
inside and outside
dahili ve harici
abroad and at home
dahili ve harici
outside and within
hariç
except (for), with the exception of; exception of; excluded, not included, without
hariç
{e} barring
hariç
excepting
hariç
not including
hariç
outside, exterior, outer surface
hariç
but the

Tom seems to have packed everything but the kitchen sink. - Tom mutfak lavabosu hariç her şeyi paketlemiş gibi görünüyor.

hariç
bar

Excluding Barack Obama, all US presidents were white. - Barack Obama hariç bütün ABD başkanları beyazdı.

Excluding Barack Obama, all presidents of the United States were white. - Barack Obama hariç Amerika Birleşik Devletlerinin bütün başkanları beyazdı.

hariç
(Fiili Deyim ) exclusive at
hariç
without
hariç
extra
helikopter harici hava ulaştırması; yüksek güçte tanksavar patlayıcı madde
(Askeri) helicopter external air transport; high explosive antitank
kalite-harici tonaj
(Matbaacılık, Basımcılık) downgraded tonnage
masraf harici
(Ticaret) cost off top
mesai saati harici
off-hours
muhabere harici veri
(Askeri) signals external data
savaş harici askeri harekatlar
(Askeri) military operations other than war
التركية - التركية
Dışla ilgili, dıştan olan
(Osmanlı Dönemi) dışa âit, bilgi dışı
Dışla ilgili, dıştan olan: "İstikbalde dahi seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek dâhilî ve haricî bedhahların olacaktır."- Atatürk
HARİCÎ
(Osmanlı Dönemi) Dışarıya âit olan. İçeriye âit olmayan. Dış ile alâkalı. Ecnebiye âit
HARİCÎ
(Osmanlı Dönemi) Seyyid olmadığı halde seyyidlik iddia eden
HARİCÎ
(Osmanlı Dönemi) Zorba ve âsi olan
HARİCÎ
(Osmanlı Dönemi) Vaktiyle Hazret-i Ali Kerremallâhü veche'ye âsi olan fırka-i dâlle ashabından herbiri. Bak: Havaric Vak'ası
SADED HARİCİ
(Osmanlı Dönemi) Konuşulan mevzudan dışarı çıkmak. Hududdan dışarı çıkmak
hariç
Dışta kalmak üzere, dışında sayılmak üzere: "Dişçi koltuğu hariç, kim bir koltuğa oturursa kendini bir şey zanneder."- B. Felek
hariç
Yabancı ülke, dışarı
hariç
(Osmanlı Dönemi) dışarıda olan
hariç
Dışta kalmak üzere, dışında sayılmak üzere
hariç
Dış, dışarı
hariç
Dış, dışarı: "Hemen on dakika yürüyünce kasaba haricine çıkılır."- S. F. Abasıyanık
الإنجليزية - التركية

تعريف harici في الإنجليزية التركية القاموس.

harici harddisk
External hard drive
harici
المفضلات